8 Aralık 2012

DİLAY & BURAK NİŞANLANDI VE BİRAZ PARÇA ÇAVUŞİN :)

Merhaba...

Herkeşe güzel & keyifli haftasonları olsun!

Ben mi? İyiyim demek adetten ya, işte ben de öyle iyiyim... Annem de yine enfeksiyon çıktı. Ama Allahtan ki bu defa erken farkettik. Maalesef şeker hastalarında veya çok ilaç kullananlarda bu idrar yolu enfeksiyonu bir kez oldumu kendini belli aralıklarla tekrarlarmış ki annem hem şeker hastası hem de başka hastalıkları nedeniyle birçok ilaç kullanıyor :( "Acaba?" diye idrar tahlili yaptırdık ne yazık ki sonuç istemediğimiz şekilde oldu. Şimdi de idrar kültürü yaptırıyoruz ki mikrobun cinsine göre uygun antibiyotik verilecek. Geçen sefer ilk teşhiste (kültürden önce) verilen antibiyotik uygun olmamış, enfeksiyona neden olan şey direnmişti. Sonra farklı antibiyotikle kendine gelebilmişti annem...

Onun dışında iyiyim. Bahsetmiştim sanırım daha önce ayın 16'sında günübirlik Konya'ya gideceğim Şeb-i Aruz için. Şimdiden çok heyecanlıyım :)

Bugün bir arkadaşımın kızı olan arkadaşımın arkadaşı olan birinin (anlatamadığımın farkındayım!!!) nişanında konuklarına verdiği minik kurabiye süslerinden ve elbette ki Nevşehir gezimin başka bir durağı olan Çavuşin'den sözedeceğim...

Önce dilay ve Burak. Hikayesini kısaca anlatayım, gerisini resimlerden zaten rahatlıkla anlayabilirsiniz... Nişan evde yapıldı ve gelenlere o günün hatırasına minik ev yapımı kalpli kurabiyeler dağıtıldı. Ben de o kurabiyelere takılmak üzere küçük bir hatıra fotoğrafını ayarladım. Yapımında Dilay bizzat yanımdaydı, çok güzel asistanlık yaptı :)









Çalışma alanımız salonun orta yeri, halının üzeriydi. Bir yandan televizyona bakıp diğer yandan Türk Kahvesi eşliğinde bunları yapmak çok keyfiliydi... Aslında işlem çok basitti; Dilay'ın yaptırdığı Burak'la ikisinin güzel bir poz fotoğrafının kenarına isimler yazılıp nişanın tarihi atıldı ve fotoğraf bastırıldı. Büyüklük olarak da kalp şeklindeki delgeç esas alındı. Ardından fotoğraflar delgeçle delinerek kalpli çıktılar elde edildi.... Kalbin bir tarafına delik açıldı. Aslında plan buraya kadardı yani delik açılacak ve kurdeleyle buradan kurabiye poşetine bağlanacaktı. Sonra aklımıza kapsüller geldi. Hem daha hoş görünür dedik hem de kurdeleyi fotoğraftan geçirirken ya da bağlarken deliğin daha sağlam olmasına yardımcı olur, yırtılmaz diye düşündük.




Yandaki de Dilay'dan gelen fotoğraf. Hoş bir sepetin içinde nişana katılanlara o günün hatırasına dağıtılan kurabiyeler... Bu arada ne kadar şirin bir çift oldujkları konusunda sanırım benimle hemfikirsinizdir... Mutlu olsun Dilay ve Burak. Ben de mutlu olayım, siz de olun. Herkeşş mutlu olsun inşallah! :))
....Veeeee İşte Çavuşin!
 
Avanos'a çok yakın bir yer Çavuşin. Kocaman bir kilise ve arkasında eşsiz güzellikte bir manzara. Kilisenin önünde bir seramik atölyesi var, bu sebeple tur otobüslerinin uğrak yerlerinden biri. Ama sadece atölye ve kilise ziyaret ediliyor. Halbuki kilisenin biraz ilerisi en görülmesi gereken yerlerden biri... Ya da en azından en öyle hissettim! Sabah erken başladım gezmeye. Önce kaban, sonra polar sonra da sadece ince bir bluzla devam ettim. Çünkü hava neredeyse 18-19 derece civarlarındaydı...
 
İşte kilise burası. Dışarıdan bakıldığında diğerlerine oranla büyüklüğü dışında pek bir özelliği yok gibi görünse de aslında içi çok güzel, koccamaaan bir kilise... Yolun kenarında öylece duruyor! Müzeye giriş paralı, 8 TL. Ama müze kartınız varsa sorun yok!



Giriş için merdiven çıkmak zorundasınız... Merdivenler ne yazık ki çok dik. Benim gibi öyle laylay lom yapıp etrafınıza bakarak inip çıkmaya kalkarsanız her seferinde düşme, uçma tehlikesi geçirebilirsiniz. Amman ha, mutlaka merdivenin yanındaki korkuluklara tutunmayı ihmal etmeyin. Tecrübeyle sabittir!!! Ne yazık ki (her yerde olduğu gibi) burada da duvar resimlerinde yüzler hep kazınmış...




... Ve.... sadece çok kısa bir yürüme mesafesinde kilisenin arkasındaki alan... Burası öyle değişik bir yer ki! Bir yeri bitiriyorsunuz, tamam gezdim diyorsunuz, sonra küçük bir tepeden bakıyorsunuz ya da büyük bir kayanın ardına, haydaaaaaaa, nasıl yani???? Yepyeni bir alan karşınızda!!! Gezdikçe sanki büyüyor, çoğalıyor!!! Burada bir saatten fazla vakit harcadım, "şöööle bi bakıp hemen gidiceeem" dediğim bir yerdi oysa!




Biliyorum aşağıdaki fotoğraf yandaki çerçevenin dışına çıkacak ama yine de küçültmüyorum. Panaromik çekim yapmıştım, küçük yayınlayınca tüm havası kaçıyor! :)








Gezdiğim hemen hemen her yer eskiden yerleşim yeri olarak kullanılıyormuş. Taaaaaaa M.Ö 2000'li yıllara kadar gidiyormuş. Bildiğiniz ev gibiler resmen! Dubara kazınmış merdivenleriyle üst katlara çıkılan, mutfağı olan, kileri, mezarlılkarı, şarap yapılan yerleri olan evler!
 
Şarap kutsal kabul edildiği için bazı yerlerde şaraphaneler kiliselerin içerisinde ayrı bir bölmede. Çoğu yaşam alanı içeriden dehlizlerle tünellerle birbirlerine bağlanıyor. Bazıları açık, yani eğilebilirseniz ve biraz da çevikseniz ve esnekseniz, ve fazla iriyarı değilseniz, belinizde de bir sıkıntı yoksa rahatlıkla bu tünellerden geçebilirsiniz... Ben sadece bir kaç tane deneyebildim belimden dolayı. Uzun süre belime ğerek durmak hiiiiiç harcım değil!!! Bu arada uyarayım; kapalı-dar yerlerde olma gibi bir sıkıntınız varsa eğer bu yeraltı şehirleri, tüneller, dehlizler hiç size göre değil...




Bu arada gökyüzünün berraklığı, maviliği dikkatinizi çekmiştir umarım. Sanki Aralık ayı değil de Haziran ayında gitmişim. Benim iyi şansıma harika bir "2 güzel havalı gün" geçirdim..



En çok da şu tepede duran taşlara şaşarım! Nasıl durur orada, devrilmez ki?!?!?!



İşteeeeeee böyle... Daha anlatacağım çok yer var; Paşabağı, Ürgüp, Gülşehir, Hacı Bektaş... Bekleyiniz efenim :))

Neyse benden bu kadar...

Başlarken de dediğim gibi; her neredeyseniz eğer umarım harika bir haftasonu geçiriyorsunuzdur. Mutlu kalın, sağlıcak ilen kalın...

Hoşçakalııııın...!




7 Aralık 2012

PORTAKAL KOKULU YILBAŞI AĞACI SÜSÜ!

Eveeeeet... Nerede kalmıştık???

En son kart yapıyordum değil mi?

Daha kartım var göstereceğima ama ondan önce güzel kokulu bir proCem var; portakal kabuğundan çam ağacı süsü!!!

Fikir bana ait değil, Facebook'da rastladım ama kaynağını bulamadım ne yazık ki... Yapımı çok çok çok kolay. Yapın, asın, koklayın! bayılırım ben portakal kokusuna ki :)

Hele "hoşçakal portakal" en çok kullandığım sözlerden biri ama bunun konuyla ilgili yok, biliyorum!

Neyse...

Malzemeler kolay... Hani hep diyorum ya "kolay" diye, ama bu seferkiler gerçekten kolay! Tek yapmanız gereken yediğiniz greyfurtların, portakalların kabuklarını biçimlice soymak, hepsi bu! Bu süsleri yapabilmek için kullanacağın kabukların içindeki meyveyi yemeniz de ayrıca yararınıza, kış günü ihtiyacınız olan tüm c vitamini hazır, yenmek üzere sizi bekliyor!

Resimleri taaaakip ediniz efenim...


Bu proje için elimde olan tüm yeni yıl temalı ve boyutları makul olan metal kurabiye kalıplarımı çıkardım. Bu kurabiye kalıplarının takıntılarımdan biri olduğunu sanırım bilmeyeniniz yoktur. Kurabiye yapmasam bile artık en azından bu şekilde kullanılıyorlar! :)







Bu arada kalıplara bastırırken elinizle kalıp arasına bez koymayı tercih edin. Yoksa avuç içiniz birkaç bastırmadan sonra kıpkırmızı ve şekilli bir hal alabiliyor, test edildi, onaylandı!


Ardından süslerin ortalarına birer delik açtım ipleri geçirmek için. Resimlemeyi unutmuşum ama delikleri de şu şekilde açtım: Kullanmadığım plastik bir tükenmez kalemin içini çıkardım ve tüp şeklinde olan dış boş kısmını delk açmak için kullandım! Heh heeee :) 
Sonrasında bu süsleri asmak için ip seçmeye geldi ki bunun için uzun bir zamandır düzeltilmeyi bekleyen ip çekmecem açıldı. Açılınca da farkedildi ki bu "düzeltme" işlemi artık "ertelenemez" bir hal almış!!! 

Bu ipi seçtim. Bir adı var bu ipin, kınnap, kinnap gibi birşey sanırsam... Bilen??? Nereden aldığımı da hatırlamıyorum. Kesin yine çok alakasız birşey ararken bunu bulup almışımdır... Resimleri takip edin lütfen...







İşte ağaç süsünüz hazır. Boncuk olarakben ipim kalın olduğu için büyük delikli boncuk kullandım. Ama boncuk kullanmak zorunda değilsiniz elbette. Zaten ben de hepsine takmadım...

HEEEEEEEY! Meyvaları yemeği unutmayın sakın işiniz bittikten sonra!













Neyse...

Şimdilik bu kadar...

Bu arada şu son birkaç haftadır gösterdiğim performansa ben bile hayranım!

Kalın sağlıcakla, huzurla... Ve hayatınıza giren herkes "armağan" olsun...

xoxoxoxox