21 Nisan 2012

"KURDELE GÜL"ÜN DEVAMI :)

Hah haaaaaaaaaaaaa.... 

Dün "yarına projenin eksik kısmını kısmını tamamlarım" dediğimde bana inanmadınız değil mi? Herkes gibi ben de üç günlüğüne bir yerlere giderim diye düşündünüz değil mi?

Evet! Gidecektim ama gitmedim. Neden? 

Çünkü söz verdiğim birşey vardı, onu yapmalıydım, verdiğim sözü tutmalıydım.
..............
..............
İnanmadınız değil mi?

Evet, yerinizde olsam sanırsam ben de inanmazdım! 

Neyse....
Tamam. Fazla uzatmaya gerennk yok. Tamamlayalım eksiğimizi o zaman :)

Malzemelerin neler olduğu aşağıda. Güller için ise dün yaptığım proCeye bakarsanız eğer oradan devam :)

-Kurdele güller
-Taç
-Keçe
-Slikon tabancası
-Pritt türü yapıştırıcı

-Karton
-Kalem
-Makas
-Yuvarlak şekilgeç (isteğe bağlı)

Efenim öncelikle gülleri yapıştıracağınız zeminin büyüklüğüne karar verin ve ona uygun bir yuvarlak kesin. Yuvarlak yerine isterseniz oval ya da kalp şeklinde de olabilir. Yuvarlağı çizerken kupa veya çay bardağı ağzından faydalanabilirsiniz. Ama ben işin kolayına kaçmak istediğim için, bir de yuvarlak şekilgeçim olduğu için bir "tık"la işimi hallettim :)
Aynı büyüklükte bir yuvarlak parça da zemini oluşturacak keçeden kesin. Bunun için de önce keçenin üzerine çizin ve düzgünce kesin. 

Ben fıstık yeşili renkte keçe kullandım burada. Dün de dediğim gibi rengarenk bir proje bu!

Keçeyle kartonu birbirine yapıştırın. Karton kullanmamın sebebi zeminin sert olmasını sağlamak ve formunun bozulmasını önlemek.

Yapıştırıcıyı kartona iyice yayın, keçeyi yapıştırın ve sonra elinizle sıkıca bastırın. 
Sıra geldi gülleri yapıştırmaya. Benim kullanacağım güllerin hepsi ayrı renklerde. Sayılar da renkler de tammaaaaağmen size kalmış. 

Benim kullandığım gül sayısı, işin aslını söylemek gerekirse, şekilgecimin büyüklüğüne bağlı oldu....!


 İşte güllerin keçeye yapışmış hali. Yine aynı resim, iki farklı ton! Beğeniler bana, konuyla ilgili şikayet varsa eğer lütfen fotoğraf makinama :)


Ardından slikon tabancasıyla "güllü tabaka"nızı taca yapıştırın. İyice yapışması için bir süre elinizle bastırın.


Güllü tabakanın arka kısmından görünen kartonu kapatmak için aynı ölçüde keçenizden bir yuvarlak daha kesin ve onu da kartona yapıştırın.




Simsalabimsooooooooooooooooo...! 


Tacınız kullanıma hazır! Siz böyle renkli albenili birşeyi kullanır mısınız bilemem ama kız çocuğunuz varsa eğer, bayılacağına eminim. İnanmadınız mı? Eeeeeeeee? Yapın da görün o zaman! 

Aşağıda tacı kendi üzerimde resimleme çabalarımı göreceksiniz. Ne zormuş insanın kendi kafasının tepesini çekmeye çalışması! 


Banyoda aynadan görerek çekmeyi bile denedim. O kadar yani!











Neyse efenim, benden bu kadar. Bu gece projeyi tamamlamış olmanın verdiği derin huzur ile rahat uyuyacağım.
Tamam, Arzu Duygu, Aslı, Ferit, Sema ve kızları ve daha bir sürü tanıdığım şu an İstanbul'da geziyor ve ben de kendimi huzurlu uyku diye kandırıyor olabilirim ama hah haaaaaaa unuttuğunuz birşey var ey insanlar; haftaya da ben İstanbul'dayım...!!!!
Göreceğim o zaman ben sizi... Gezin bakalım siz şimdi :))
HERKESE GÜZEL BİR HAFTASONU TATİLİ DİLİYORUM.
HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLA...

Aşağıdaki gökkuşağı resimlerini az önce salon penceremden çektim, çok hoşuma gitti, paylaşmadan edemedim...
Bu arada gökkuşağı var falan diye Ankara yağmurlu sanmayın ey İstanbul'a gidenler. Burası aslında günlük güneşlik taam mı? 

Gökyüzünün gri renkte görünmesinin sebebi de tamamen fotoğraf makinem kaynaklıdır, taam mı?
Yoksa burada olmak çok keyifli, taam mı...
Taam mı dedim!!!



20 Nisan 2012

KURDELE GÜL

Efenim... 

Merhaba faslına başlamadan öncelikle şunu belirtmek istiyorum;

1. Geniş ipekli şerite
2. Belli bir biçim verilmiş saça veya giysinin yakasına takılan ince kumaşa
KURDELE denir (bakınız TDK sözlüğü). Buna kurdela veya kurdale denmez. Hele hele kurdaaale hiç denmez!
Eveeeeeeet!!!

Merhabalar herkeşe. İyisinizdir inşallah. Ben mi? Gayet iyiyim, herşey yolunda. Blog sayfama aktarmalarım neredeyse bitti sayılır. Sağ bileğim bilgisayar mouse'una artık yapışık şekilde dolanmıyorum bu arada :) Hani haberi olmayan falan varsa eğer benim sayfam normalde http://www.mysunnyfunnydays.com/ adresindeydi. O adres ve sayfa hala geçerli ama burası da var! Blog'da yeniyim :)

Bugünkü proCem rengarenk. Benim için yapması çok keyifli oldu, umarım siz de beğenirsiniz...

Şimdi siz tahmin ediyorsunuz ki ben bu güllerin nasıl yapıldığını anlatacağım... Ama hayır! Bununla ilgili olarak size Youtube'dan harika linkler vereceğim, benim burada resimlerle anlatmamdan çok daha açıklayıcı ve kolay olacak sizin için... 

Ben sadece birkaç fikir vereceğim acaba nerelerde kullanılabilir bu kurdele güller diye. Ve tabi her zaman olduğu gibi yine yaptıklarımın resimlerini koyup sizi kıskandırmaya, özendirmeye falan çalışacağım. Konsept aynı yani :))))





Aşağıdaki resimlerden bazıları çift. Diyeceksiniz ki neden kine??? Şu sebepten dolayı çiftler: çünkü makinem resimleri bir türlü gerçek renklerinde çek-mi-yoooor. Ben de sinir oluyorum. İnadına iki fotoğrafı birden koyuyorum. Bu inatlaşmadan fotoğraf makinamın haberi var mı bilmiyorum ama şimdilik durum bu! İdare edin artık!

Mesela aşağıdaki iki resim aynı ama gelin görün kiiiiiii renklerin birbirleriyle alakası yok!












Özendiniz mi yoksa yeterli olmadı mı daha?
?
?
?
?
.......

Peki siz bilirsiniz o zaman, devam ediyorum :)




 Ben bu kurdele gülleri çoğunlukla saç aksesuarları yaparak değerlendirdim ama daha başka bir sürüüüüüüüü fikir oluşturulabilir. 

Hatta eminim ki daha şimdiden sizin aklınıza bir sürü şey gelmiştir bile! Hani olur da paylaşırsanız sevinirim ben...

Benim fikirlerim bunlar... Resimlerden kolayca takip edebilirsiniz...







Bu diğer bir fikir...
Elimde düz şerit şeklinde taç yoktu ne yazık ki... Olsaydı önce onu kurdeleyle kaplayacak sonra da gülü yapıştıracaktım ama olmadı. Fikri aldınız ama siz. Gülü yapıştırırken yine sıcak silikon kullandım. Bu arada burada kullandığım gülün kurdelesi diğer gülleri yaptığımdan daha kalın. Eh haliyle gülün büyüklüğü de diğerlerinin yaklaşık iki misli.







 Bu arada tüm samimiyetimle şunu belirtmek istiyorum kiiii; evet, yandaki resimdeki benim. Evet ayrıca o acayip saçlar da bana ait. Ama normalde öyle değil saçlarım...

Vallahi değil! 

Yukarıdaki resimlerde de göreceğiniz üZre az önce saçlarım topluydu. Genelde de hep toplarım zaten çünkü çok dökülüür. 

Neyse, toplu saçlarımı açıp, taramayıp, tacı takıp, fotoğraflayıp, nasıl olmuş diye kontrol etmeyip buraya koyuncaya kadar aslında ben de durumu fark etmemiştim ama elimde "güllü tacımla" çekilmiş başka fotoğraf olmayınca mecburen bunu kullanmak zorunda kaldım. 

Herşey sanat için arkadaşlar! Yoksa normalde ipek gibi süper saçlarım vardır, biline... :)))


Üçüncü birşey daha vardı yaptığım ama moooleef onun resimlerini çekmeyi unutmuşum. Akşam olduğu için resimler hep gölgeli çıkıyor. O sebeple yarın aynısından bir tane daha yapıp onu da yayınlayacağım efenim...

Bu arada şurada bahsettiğim bir gardenyam vardı hatırlarsanız... Hani şu bir türlü açmak bilmeyen ikea'dan aldığım gardenya! Tataaaaaaaaaaaaaam! Bir sabah bana sürpriz yaptı ve ilk çiçeğini verdi.

Normalde bilenler bilir, pek öyle çiçekle böcekle işim olmuyor. Bakamıyorum, unutuyorum falan falan. Ama nedense buna pek bi kanım ısındı. Hayatımda da sahip olduğum, bakabildiğim ilk saksı çiçeğidir kendisi. Herhalde sonunda bunu farketmiş olacak ki 4 ay üzerine çiçek açtı! Ben de sevindim :))




Heeeeey! Bu arada kimse uyarmıyor ki beni "hani ne oldu kurdele gülün yapımını anlatan Youtube linklerine" diye...

Ama olmaz ki! Herşeyi hep benden beklemeyin siz, aldığınız şeyi aldığınız yere koyun. Sizden iş isteyen yok, yeter ki bana iş çıkarmayın...
.................... (sessizlik)
??????????
..................... (bir sessizlik daha)

Allahım! 

Birden "annem" oluverdim.

İmdat!

Herşeyi... ile başlayan ve ....iş çıkarmayın diye biten cümlelerin patenti tamamen anneme ait olup çocukken abimle kendisinden en çok işittiğimiz sözlerin başında gelmektedir. Armut dibine düşermiş... Yoksa....? Yoksa...? Ben de mi...?

Offffffffffff.... yine konuyu saptırıyorsunuz. Youtube linkleri aşağıdakiler. 

Bu arada şimdi hatırladım, vaktiyle Derya Baykal da çılgınlar gibi yapardı bu güllerden değil mi, özellikle de kağıttan olanlarını. Hey beeee, ne günlerdi...!

Linkler burası, burası ve burası.

İnternette yabancı sitelerde bir bakayım derseniz eğer "ribbon rose" diye aratın efenim...

(ribbon=kurdele, rose=gül)

Efenim...Benden bugünlük de bu kadar... Yarın projemin eksik kalan kısmını da yayınlayacağım.

Çok güzel bir haftasonu geçirin inşallah! Aaaaaaaa! Unutmuşum! Pazartesi günü de tatil olacak değil mi? Ne güzel...! Gerçi bana hergün tatil ya :)
Herşey gönlünüzce olsun.

Hayatı "an"da yaşayın!

18 Nisan 2012

ARTIK BENİM DE BİR BLOĞUM VAR!!!



Eveeeeeeeet.... 

"öylesine" diye başlayan kendi kendime web sayfası projem ne güzel ve ne mutlu bana ki insanların az da olsa ilgisini çekti, mutlu oldum, devam ettim. 

Sonra bir sürüüüüüüüü blog sahibi dedi ki takip açısından keşke blog altyapılı olsaydı... Sonra kimileri de dedi ki keşke her projenin altına yorum bırakabilseydik...

Önceleri direndim! Hayır olmaz dedim! Hem isim satın aldım, hem de domain, blog'a ne gerek var diye... Ama boşuna direnmişim... Kuzu kuzu ben de bloğumu kurdum. Bu arada bir süre ikisini birden götüreceğim. 

Sonrasında ne olur, ne yaparım bilemiyorum!!!
Gelelim blog oluşturmaya... Pek bi kolay görünürdü gözüme blog. Aman, herşey hazır ne var ki bunda derdim. Derdim ammaaaaaaa.... gel gör ki yedi bitirdi beni bu blog hazırlama!!! 

Bir haftadır "resssssssmen" daraldım, bunaldım, çatladım, fenalık geldi, ofladım, pufladım web sayfamdakileri bloğa kopyalarken. Bunun kolay bir yolu var mıydı???? Bilmiyorum!!! Varsa da sakın söylemeyin, yoksa sinir olurum size.

Teker teker herşeyi kopyala-yapıştırla taşıdım. Hadi bu kadarla olsa neyse... Allahım! Resimleri bir türlü istediğim yerlere yerleştiremedim, resimlerin üzerine yazı yazamadım, format değişikliklerine izin vermedi, düzenlediğimle yayınlanan apayrı oldu, bilgisayarım dondu.... Falan falan falan... 

Üç kere bilgisayarı pencereden atma, iki kere de kendimi atma girişimim oldu ama tuttum kendimi. Olmaz dedim kendime, hayranlarım var benim, takipçilerim var. Onları yüzüstü bırakamam. Beni onlar var etti, bugüne onlar getirdi, şimdi sırt çevirmek olmaz!!!!

Tamam biraz havaya girmiş, biraz da birkaç e-mail aldım diye kendimi birşey sanmış olabilirim ama şunu söylemeliyim ki çok keyifli bir duygu!!!! Siz de deneyin efenim, kendi kendinizi pohpohlayın ve tadını çıkarın. Tamam, fazla uzun sürmüyor ama yine de denemeli :)))

Normalde kullandığım web sayfamın adresine gelince.... Yine "MY SUNNY FUNNY DAYS". Yani "benim güneşli güzel (eğlenceli, keyifli) günlerim"
Linkini de vereyim, belki oradan takip etmek isteyebilirsiniz efenim... Projeler birebir aynıdır.

Bu arada şöyle garip bir durum da var. Blog sayfamda (burada) verdiğim linkleri yani kendi projelerime verdiğim linkleri henüz yenileyemediğim için blog sayfamdan diğer sayfama bir sürü bağlantı var. Biraz ferahladıktan sonra innnnnşallah o linkleri de güncelleyeceğim... İnşallah... :)

Son bir hafta içerisinde "blog" çalışmalarım dışında (!) günlerim hep bilgisayar başında geçti. Yıllardır bilgisayar kullanırım ama bu kadarı da fazla... O kadar çeşitli, ilginç, güzel, değişik şeyler yapmayın kardeşim! Alamıyoruz başımızı yaptıklarınızdan! Dışarı bile çıkmak istemeyeceğim neredeyse, hergün annemlere gidip gelmem olmasa...! Hastalıkta zorunlu evdeydim, anladık. 

Eeeeeeee? 

Şimdi bu durum neyin nesi? 

Hasta da değilim çok şükür????

Bahane hazır:

BAHARDANDIR...!

Bi de aşık oldum mu tamamdır!
Neyse, benden bu kadar. Projem hazır. Allı güllü birşey. Bir iki güne hazır ederim hem buradan hem de bloğumdan (heh heeeeeee) takip edebilirsiniz efenim :))))

Kalın sağlıcakla, sevgiyle, güler yüzle, keyifle, neş'eyle....

Sevgiler :))