7 Temmuz 2013

BEN GELDİM TEKRARDAN Kİ....

Merhaba HerkeŞe...

Baktım da tam bir ay olmuş "direniyorum" deyip de yazmayalı...

Kalpler aynı olsa da hayat bir şekilde yürüyor gidiyor....

Ben de o "yürüyüşün" içerisinde yaşayıp gidiyorum eskisi gibi...

Döndüm dolandım, biraz Ankara, bolca İstanbul derken yine geldim Bodrum'a...

Ama bu defa biraz daha farklı, şöyle ki;

Denize girmeye başladım artık.
Yeni eve tamamen geçtik, yerleştik, alıştık, hatta 12'li takım tabaklardan bir tanesini kırdık bile.
Babam yeni evin üzeri sarmaşıklarla örtülü olan garajına bir kerede girip çıkmayı öğrendi, bana hava atar oldu.
Beklenen, konuşulan o "bunaltıcı yaz sıcakları" burada başladı.
Babam bahçeyi tamamladı, yeni dikilen çiçekler tuttu, büyüdüler bile.
Ve ben bloğuma yeniden yazmaya karar verdim!

Bugüne bir proCem yok. Onun yerine Ankara'da yapıp "bu yazlığa gidecek", "bunu yazlıkta şuraya asacağım", bunu yeni ev için yapıyorum", "vır vır vır..." niyetiyle yapılıp burada kullanılan "şeyleri" paylaşacağım...

Boooolca fotoğraf  ekliyorum. Nasıl yapıldıklarını hatırlamak isterseniz diye linklerini de ekliyorum.

Biyrun efenim....

Önce yastık. İnanmayacaksınız tam 3 tane bitirdim. Bir tane de pembe-bordo olan vardı, o da Nilberk'e gitmişti. Dördüncüye başlamadım ama onu da yaparsan tam takım olacak :)

İlgili linkler burada, burada, burada, burada, burada, burada ve burada









Sonra bir tane kapı süsü yapmıştım. Kapıda olmasa bile o da duvarda kendine yer buldu!

Yapılışı burada efenim...



Sabunluktan modifiye balıklı duvar süsüm ve süslemeli yana evin girişinde kendine yer buldu :)

Linkler burada ve burada.










Aşağıdakilerin konumuzla bir ilgisi yok. Sitedeki komşular tarafından ev hediyesi olarak getirildi, giriş kapısının sağına güzelce dizildiler. İkinci fotoğrafı ise tamamen deniz manzarası hafifçe gözünüze çalınsın, çalınsın da beni kıskanın amacıyla eklenmiştir!!!!



Bir de defter kaplamıştım. Onu da bolca kullandım, özellikle hesap kitap işlerinde ve alınacaklar listesi için :) Sayfalarının yarısını bitirdim desem yalan olmaz hani!


Eeeeeee..... Bu kadar ev ev dedikten sonra biraz da babamın el emeği gözünün nuru bahçesini göstermezsem küser bana ki!








Onun da bu seneki oyuncağı işte bu bahçe oldu!!! Ama iyi de oldu, tüm gün oturup da bana saracağına bahçeyle ilgilendi işte!!!!!  :)

Bu arada çok ilginç bulduğum birşeyden bahsetmeden edemeyeceğim. Biliyorsunuz bu son olaylar hakkında ben de rengimi belli ettim ve bunu yaparken de bir çekincem olmadı. Çünkü hep inanırım ki zarar verme alanına girmediği sürece herhes herşeyi düşünebilir, istediğine inanabilir, destekler ya da desteklemez. Bu süreçte bazı arkadaşlarım hiç de benim gibi düşünmediler ama ne ben onlara kızdım, sinirlendim, eleştirdim ne de onlar beni. Çünkü dostluğumuz, arkadaşlığımız, tanışıklığımız ya da adı her neyse, siyasi bir amaç çevresinde kurulmamıştı...

Bloğumda aynı şekilde. Yani bugüne kadar hemen hiç siyasetten bahsetmedim, fikir belirtmedim. Sonuçta burası benim alanım ve ben bugüne kadar hep elişi, incik, boncuk paylaştım. Beni okuyan, takip eden birkaç kişi de bunun için okudu, takip etti beni. Fakat bu "tavrını belli etme" aşamasından sonra farkettim ki zaten hepi topu az sayıda olan "takipçi"lerimden bazıları vazgeçmiş!!!

Neden? Kimseye hakaret etmedim, kötü söz söylemedim sadece ben buyum dedim. Düşüncemi belirtmem  yaptığım ve paylaştığım şeyleri kötü yapmıyor ki... Ben yine aynı şeyleri paylaşıp kendimle dalga geçip, sizi kendi çapımda kıskandırmaya çalışacak, fikirlerimi paylaşmaya devam edeceğim ki...

Bir arkadaşıma bahsettiğimde bu durumu o da Facebook'tan birçok arkadaşının kendisini sildiğini söyledi, şaştım kaldım!!!!

Diyecek birşey yok elbette. Kimse kimseyi birşeye zorlayamaz.

İzleyen izler!

Kalanlara teşekkür ederim, gidenlerin ise yolu açık olsun...

Benden bu kadar efenim....

HerkeŞe harika bir Pazar günü diliyorum. Herşey gönlünüzce göre olsun.

Ben geldim ki!

:)


2 Haziran 2013

TAŞINIRKEN...

Son parçalar da bitmek üzere...

Aslında ben tamamım, babam da tamam ama annem bitirdi beni!

-"Acelemiz ne?"
-"Kovalayan mı var?"
-"Hele bi dur, sık boğaz etme beni?"
-"Niye bu acele?"
-"Ne düşünüyorsun da iki ayağımı bi pabuca sokuyorsun?"
-"Sen nasıl olsa yukarıdasın, bizi niye acele ettiriyorsun?"
-"...................."
-"..........................................."
-"........................"

gibi gibi gibi...

Tahmin edeceğiniz üzere bunlar son zamanlarda annemle aramda geçen diyaloglarlar. Daha doğrusu diyalog değil de monolog demek daha uygun gibi, çünkü annem bu cümlelere başlayıp otomatiğe bağladığında ben aynen vınnnnnnnnn...

Yok!

Herşey hazır, yeni ev tamam, ben bir haftadır yukarıdayım ama annem sıkı sıkıya bağlandı, çıkmıyor! Yeni evden "yukarı" diye söz ediyorum çünkü önceki ev sitenin en önündeki evken (yani aşağı ev) şimdi sitenin en tepesindeki eve taşınacağız. Haliyle o da yukarı ev oluyor :)

Yukarıdaki fotoğraftaki şahıs babam olur. Bahçesinde gözü gibi baktığı parçalardan biriyle keyifle verdiği pozu. Yukarı ki bahçeyi bir donattı ki sormayın. Önceden kalan ne var ne yok söktürdü. 3 kişi tam bir gün boyunca dikip budayarak babamın önümüzdeki aylar boyunca tüm vaktini geçireceği yeni uğraş alanını oluşturdu!

Neyse...

Konudan hafif bir sapmaya başlıyor gibiyim, toparlıyorum!

Dedim ya son parçalar kaldı diye. Verebileceklerimi kullanacağını düşündüklerime verdim, daha kötü durumdakileri sitenin girişindeki çöp konteynırlarının önüne bıraktım...

İşte bu eleme sırasında yıllaaaar öncesinden kalan bir etek buldum. Etek ama aslında kot pantolondu. Bir ara pek bir modaydı kot pantolonlardan kot etek yapmak. İşte o furya kapsamında ben de eksik kalmamışım!

İşte önüyle arkasıyla kot pantolon eteğim!






Merak ederseniz eğer söyleyeyim, artık beli hiç mi hiç olmadığı için bu parça da verdiklerimin arasında gitti :(

Geçen yaz sonu hatırlarsanız eğer annem kötü olunca apar topar hastaneye kaldırmıştık kendisini. Önce Devlet Hastanesi'ne oradan da Bodrum Acıbadem'e... Birkaç kitapçık almışım oradan, yine eşya toparlarken elime geçti.

Hazır önümüz de yaz, belki birilerinin işine yarar... :)




Bu arada yaklaşık on gün iyi bir lodos vardı burada. Hava ateş gibi sıcak ama korkunç bir fırtına. Her lodos olduğu gibi yine yangınlar da ardından geldi. Bu defa çıkan yangınlardan biri yukarıdaki evin hemen biraz yukarısındaydı. Bir ara dumanlar olduğu gibi sitenin üzerine çöktü :(

Su balonları taşıyan helikopterlerin biri gitti biri geldi. Allahtan kimseye birşey olmadan kontrol altına alınıp söndürüldü ama yanan ağaçlar da yandıklarıyla kaldı :(

Evin balkonundan alevler görülüyordu. Anneme hiç bahsetmedik ne kadar yakın olduğundan. Zaten niyetsiz, hepten vazgeçecek taşınmaktan!!!








Tüm bu koşuşturmalar arasında 19 Mayıs'ı unutmadık elbette...

Aşağıdaki evde böyle kutladık...


Son olarak da anneler günü için anneme aldığım yastığı göstermek istiyorum. Kentpark'a gittiğimizde English Home'dan almıştım. Tahmin edeceğiniz üZre o da annemler yukarıya geldiğinde ve ev tamamen yerleştiğinde uygun bir noktada kullanılmak için sırasını beklemeye koyuldu...




Neyse, benden bugünlük bu kadar...

Kalın sevgiyle...

Umutla...

Heyecanla...

Coşkuyla...

...




1 Haziran 2013

DİREN GEZİ PARKI... DİREN!

Siyasi konularda konuşmayı pek sevmem.

Yazmayı da...

Bloğumda bugüne kadar hiç böyle bir konuya girmedim, bahsetmedim.

Ama bugün farklı.

BUGÜN