Baktım da tam bir ay olmuş "direniyorum" deyip de yazmayalı...
Kalpler aynı olsa da hayat bir şekilde yürüyor gidiyor....
Ben de o "yürüyüşün" içerisinde yaşayıp gidiyorum eskisi gibi...
Döndüm dolandım, biraz Ankara, bolca İstanbul derken yine geldim Bodrum'a...
Ama bu defa biraz daha farklı, şöyle ki;
Denize girmeye başladım artık.
Yeni eve tamamen geçtik, yerleştik, alıştık, hatta 12'li takım tabaklardan bir tanesini kırdık bile.
Babam yeni evin üzeri sarmaşıklarla örtülü olan garajına bir kerede girip çıkmayı öğrendi, bana hava atar oldu.
Beklenen, konuşulan o "bunaltıcı yaz sıcakları" burada başladı.
Babam bahçeyi tamamladı, yeni dikilen çiçekler tuttu, büyüdüler bile.
Ve ben bloğuma yeniden yazmaya karar verdim!
Bugüne bir proCem yok. Onun yerine Ankara'da yapıp "bu yazlığa gidecek", "bunu yazlıkta şuraya asacağım", bunu yeni ev için yapıyorum", "vır vır vır..." niyetiyle yapılıp burada kullanılan "şeyleri" paylaşacağım...
Boooolca fotoğraf ekliyorum. Nasıl yapıldıklarını hatırlamak isterseniz diye linklerini de ekliyorum.
Biyrun efenim....
Önce yastık. İnanmayacaksınız tam 3 tane bitirdim. Bir tane de pembe-bordo olan vardı, o da Nilberk'e gitmişti. Dördüncüye başlamadım ama onu da yaparsan tam takım olacak :)
İlgili linkler burada, burada, burada, burada, burada, burada ve burada
Sonra bir tane kapı süsü yapmıştım. Kapıda olmasa bile o da duvarda kendine yer buldu!
Yapılışı burada efenim...
Sabunluktan modifiye balıklı duvar süsüm ve süslemeli yana evin girişinde kendine yer buldu :)
Linkler burada ve burada.
Aşağıdakilerin konumuzla bir ilgisi yok. Sitedeki komşular tarafından ev hediyesi olarak getirildi, giriş kapısının sağına güzelce dizildiler. İkinci fotoğrafı ise tamamen deniz manzarası hafifçe gözünüze çalınsın, çalınsın da beni kıskanın amacıyla eklenmiştir!!!!
Bir de defter kaplamıştım. Onu da bolca kullandım, özellikle hesap kitap işlerinde ve alınacaklar listesi için :) Sayfalarının yarısını bitirdim desem yalan olmaz hani!
Eeeeeee..... Bu kadar ev ev dedikten sonra biraz da babamın el emeği gözünün nuru bahçesini göstermezsem küser bana ki!
Onun da bu seneki oyuncağı işte bu bahçe oldu!!! Ama iyi de oldu, tüm gün oturup da bana saracağına bahçeyle ilgilendi işte!!!!! :)
Bu arada çok ilginç bulduğum birşeyden bahsetmeden edemeyeceğim. Biliyorsunuz bu son olaylar hakkında ben de rengimi belli ettim ve bunu yaparken de bir çekincem olmadı. Çünkü hep inanırım ki zarar verme alanına girmediği sürece herhes herşeyi düşünebilir, istediğine inanabilir, destekler ya da desteklemez. Bu süreçte bazı arkadaşlarım hiç de benim gibi düşünmediler ama ne ben onlara kızdım, sinirlendim, eleştirdim ne de onlar beni. Çünkü dostluğumuz, arkadaşlığımız, tanışıklığımız ya da adı her neyse, siyasi bir amaç çevresinde kurulmamıştı...
Bloğumda aynı şekilde. Yani bugüne kadar hemen hiç siyasetten bahsetmedim, fikir belirtmedim. Sonuçta burası benim alanım ve ben bugüne kadar hep elişi, incik, boncuk paylaştım. Beni okuyan, takip eden birkaç kişi de bunun için okudu, takip etti beni. Fakat bu "tavrını belli etme" aşamasından sonra farkettim ki zaten hepi topu az sayıda olan "takipçi"lerimden bazıları vazgeçmiş!!!
Neden? Kimseye hakaret etmedim, kötü söz söylemedim sadece ben buyum dedim. Düşüncemi belirtmem yaptığım ve paylaştığım şeyleri kötü yapmıyor ki... Ben yine aynı şeyleri paylaşıp kendimle dalga geçip, sizi kendi çapımda kıskandırmaya çalışacak, fikirlerimi paylaşmaya devam edeceğim ki...
Bir arkadaşıma bahsettiğimde bu durumu o da Facebook'tan birçok arkadaşının kendisini sildiğini söyledi, şaştım kaldım!!!!
Diyecek birşey yok elbette. Kimse kimseyi birşeye zorlayamaz.
İzleyen izler!
Kalanlara teşekkür ederim, gidenlerin ise yolu açık olsun...
Benden bu kadar efenim....
HerkeŞe harika bir Pazar günü diliyorum. Herşey gönlünüzce göre olsun.
Ben geldim ki!
:)










































