5 Ekim 2013

"BİŞEY"LERİ KAĞIT MAĞIT KAPLAMACA...

Merhaba!!!

Bu ne yaaaaaaaa?

Bu nasıl hava yaaaaaaaa?

Tamam, sıcaklardan biraz şikayet ettik ama bu da birdenbire biraz ağır oldu gibi yaaaaaaaaa.....!

Bodrumda kazak-hırka dolaşıyoruz resmen. Geçen sene bu vakitler komşu hatun denize giriyordu çok net hatırlıyorum...

Ankara'da kaloriferler yanmış bile çoktan...

Amanııııııııııın.... Kış nasıl geçecek bakalım....?

Neyse...

Geçenlerde yapı marketlerden birine gittim vernik almaya. Biliyorsunuzdur, hep bahsettim, vernik işlerinde genellikle yat verniği kullanıyorum diye. Dayanıklı oluyor, su geçirmiyor falan falan. Reyonlar arasında dolanırken tesadüfen selülozik vernik gördüm. Duymuştum ama hiç kullanmamıştım daha önce bu verniği. Dedim ki alayım, deneyeyim...

Selülozik verniği inceltmek için veya kullandığınız fırçayı temizlemek için normal tiner kullanılmıyor. Bunun için yine selülozik tiner kullanmak gerekli...

İşte bugünkü proCem bu verniği denemeye yönelik diyebilirim...

Önce cd'lerin üzerine istediğim desende kağıtları cd ölçüsünde kesip yapıştırdım. Yapıştırırken pritt türü yapıştırıcı kullandım. Birkaç tanesini doğrudan cd üzerine yapıştırırken birkaç tanesinde arada beyaz karton kullandım...

Sonra da yeni verniğimle vernikledim. Güllü olanlar simli. Bunun için vernikten bir miktar küçük bir kaba boşalttım,içine biraz sim ekleyip iyice karıştırdım ve onunla vernikledim. Normalde bunun yerine dilerseniz önce vernikleyip sim serpebilirsiniz.

Ama selülozik vernik neredeyse anında kuruduğu için bunu yapmak pek mümkün değil.

Farkedeceksiniz resimlerden de, notalı olanlar doğrudan cd üzerine yapıştırdıklarım.



Karton rulolarımı içine koyduğum kardanadamlı bir teneke kutu vardı büyükçe. Kapağı atıl bir şekilde duruyordu uzuuuuun bir süredir. Bir de onu değerlendireyim/deneyeyim dedim bu arada... :)

Önce kapağı kullanacağım desene uygun olarak yeşil renge boyadım iki kat. Ardından beyaz kağıda yazıcıdan çıkardığım deseni kenarlarından biraz boşluk kalacak şekilde keserek yine prittle yapıştırdım.

Sonra da vernikledim.

Yat verniği kullandığımda bazen tek kat yapıyorum bazen de iki kat. Bunda, daha ilk katta çok çabuk kuruduğu için, çok başarılı olduğum söylenemez. Fırçayı ileri götürüp geri getirirken bile vernik bozuldu neredeyse. Biraz bekleyim ikinci katı sürdüm ama bu defa izi çıktı ve ilk katta toplanan kısımlar biraz sarı gibi oldu.

Sonuçta şunu anladım ki selülozik vernik kağıtta ve kartonda çok güzel oluyor. Verniklenecek zemin küçükse sorun yok.

Zemin geniş olunca spreylemek en doğru olanı gibi...

Boyanmış zemini verniklerken sarımsı bir renk veriyor ve doğrudan boyanın izleri belli oluyor. Elimde bir tepsi vardı ahşap, verniklenmeyi bekleyen. Onda da denedim ama sonuç yine iyi değildi...

Aşağıdaki fotoğraflardan ne demek istediğimi rahatlıkla görebilirsiniz...

Ancak kağıt/karton zeminler için çok iyi oldu. Hem kağıdı daha dayanıklı, sert/sağlam hale getirdi hem de kağıdın arkasındaki desenin ön yüzüne çıkması gibi bir sonuç vermedi. Kullandığım notalı kağıtların her iki yüzünde de nota vardı. Verniklediğimde arka yüzdekiler ön yüzüne çıkmadı...

Vernikler bittikten sonra sonuçta da ortaya bunlar çıktı!

Mavili kapak dşında cd'lerin başarılı olduğunu söyleyebilirim. Fotoğraflarını çekmek için ben gelişigüzel tutturdum duvara. Daha güzel bir tasarımla, eklemelerle çok daha iyi durabilir gibi...

Toplar yaklaşık iki ay önce yaptığım bir proCeden arta kalanlardı... Renkler falan da uyunca ekleyiverdim hemen :)









Bu resim aslında caaaağnım starbucks kupalarını bilmem kaçıncı defa göstermek amaçlı olarak çekilmiş ve konulmuştur. Bunlara ek olarak henüz elime ulaşmamış altı tane daha kupa mevcuttur ki sanırsam bunlar gelince yeni bir rafa/bölmeye geçmem gerekecektir!

İster inanın ister inanamayın gelecek kupalardan 4 tanesini abim getirecek. Söylenecek, biriktirecek başka şey bulamadın mı diyecek, oflanacak puflanacak ama getirecek!!! :)

İşte böyle arkideşler....

Bu arada ilk denememde elimde selülozik tiner yoktu, gerekli olduğunu da bilmiyordum. İşim bittikten sonra normak tinerle temizlemeye kalktım ama hiç mi hiç olmadı, ilk defa kullandığım fırçayı atmak zorunda kaldım... Ardından tekrar yapı market, selülozik tiner ve yeni bir fırça.... :)

Arkideşler....

Benden bu kadar...


Bu aralar Allaha yüz bir trilyon iyiyim. Bacak ağrım artık yok, yürüyebiliyorum! Belim henüz güçlü değil, çabuk yoruluyorum ama o da inşallah hergün yaptığım egzersizlerle günbegün düzelecek....

Ankaraya dönünce yüzmeye de başlayacağım hemmencecik! Seneye yaza, bu yazı hiiiiiç hatırlamayarak, bomba gibi gireceğim :)))

Annem babam çok mutlu tabi, yine diplerindeyim! Bodrum'a iniş biraz sarsıntılı olsa da bulutların üzerinde olma kısmı çok güzeldi, bu defa uyumadan, kafamı ovuştırmadan :) doya doya izledim...



Neyse arkideşleeeeeeeeer.....

Sema Hanııııııııııım, Alanaaaaaaaaaaay!!!
Hızmamın durumunu merak ediyorsunuz biliyorum ama onu sonraki yazıma saklıyorum, bilesiniz :) (heh heeeeeeee)!

HerkeŞe harika bir Pazar günü diliyorum, huzurlu ve sıcacık!!!!

Kalın sağlıcak ilen...


22 Eylül 2013

TELDEN KALBİM BOMBOŞ...! :)

Arkideşler merhaba!

İki hafta olmuş yine yazmayalı...

Tembelim tembel...

Bir ben miyim böyle, yoksa aranızda benim gibileri var mı???

Sabahları yataktan çıkmak adeta sıkıntı ötesi, kendine gelememe, ağırlık, sürekli uyku hali, günün planlarının yarısını tamamlayamama... ki buna blog sayfamı güncellemek de dahil ki bu sebeple 2 hafta yazmamışım...

Neyse....

Mevsim geçişine yüklüyorum bu halimi...

Beni sorarsanız eğer; Allah'a binnnnnnnnnnnnnnnnn şükür daha iyiyim. Bacak ağrım gün be gün azalarak neredeyse yok oldu. Ama aylardır hareketsizlikten, hiç egzersiz yapmamaktan dolayı belim güçlü değil. Yani birşey taşımak, ayakta hareketsiz durmak şu an için sıkıntı. Ama onlar da geçecek inşallah...

Yaklaşık 10 gün önce başka bir doktora gittim. Aslında çoktaaaaaaan unutmuştum. Allahtan ajandama not almışım. Teeeeeeee Temmuz ortasında, yani o en sıkıntılı zamanlarımda aradığım ama Eylül 11'e randevu alabildiğim bir doktor.

Gerçi gittiğimde "keşke durumunuzu belirtseydiniz" dedi doktor ama iş işten geçmiş tabi. Aslında sanırsam randevu sırasında sekretere belirtmiştim gibi hatırladım ama onu da yarım yamalak hatırladım! Bu aralar unutkanlık diz boyu bende, hatta dizler boyu diyelim... :)

Neyse, MR sonuçlarına baktı, çoğu doktorun söylediği şeyi söyledi, oldukça sağlıksız bir omurga, durum büyük ihtimalle genetik, iyi ki platin taktırmamışsın... falan falan....

Sonra muayene etti ve sol tarafımın ne kadar güçsüz olduğunu işte o zaman anladım :( Resmen doktora kafa tuttum, "bi daha yapın, bu defa canınızı okuyacağım, hadi hadi...." gibi sözler ettiğimi gayet net hatırlamaktayım!!!!

Bir de sol bacağımın sağ bacağıma göre bilekten bacağımın üst kısmına kadar aşağı yukarı hemen her yerinden 2 cm kadar inceldiği de yine burada ortaya çıktı :(

Sonra, sonraaaaaaaa doktor avuçlarımda belli noktalara baskı yaptı kiiiiii, yarım saatte kendime gelemedim!!! Bu durumdan da kesinlikle ve kesinlikle bende, en az 2 tane olmak üZRe, boyun fıtığım olduğunu söyledi. Böyle sağlıksız bir omurgada zaten boynumun da sağlıksız olması beklenilen bir şeymiş :(

Veeeeeeeee..... Bir de benden kuruk sokumu romatizması varmış!!! :(

Hönk!!!!

O ne leyyyyyyyyyyn....??????

Anlattı, açıkladı, söylediği belirtilerin hemen hepsi bana uydu :(

Sonunda söyleyecekleri bitti, ayrıldım, taksiye binip eve geldim.

Veeeeeeeen bu kadar moral bozucu şeyleri duymak için (taksi parasıyla beraber) 310 TL para verdim!!! Kendime kızayım mı, yoksa "bak iyi ki gittim, belki boynum da iyi değildir" mi diyeyim, bilemedim!!!

Boynundan MR çektir, doğru söylediğimi göreceksin dedi.

Dedi ama ben çektirdim mi?

Hayır!

Neden????

Çünküüüüüüüüüüüüüüüüüü ben bu arada burnuma hızma taktırdım!!!! 2 yıl önce bir girişimim daha olmuş ama sanırım iyi bakamadığımdan ötürü iltihaplanmış ve 2 ayın sonunda pes ederek çıkarmıştım. Ve yine taktırdım, bu defa burnumun diğer tarafına. Bu arada belirtmeden edemeyeceğim, çok acıyor. Elle delindi ve çok acıdı. Bakalım, inşallah bu defa herşey yolunda gider ve kalıcı olur :))))

MR'la ne alakası var derseniz eğer, MR çektirirken vücudunuzda metal bulundurmamanız gerekiyor, saat, yüzük, küpe, kolye, düğme, fermuar.... Haliyle hızmayı da çıkarmak gerekiyor. Ama ben çıkaramadığım için ve ayrıca çıkarırsam tekrar geri takamayacağım korkusuyla boyun fıtığı teyidimi bir süre erteliyorum....

Yani sağlık mı önemli, hızma mı derseniz eğer, cevabım hızma!!!!

Neyse.....

Bilmiyorum buraya kadar okudunuz mu? Evet ise eğer, boşa okumadınız, işte bugünün proCesi....

Aslında tam tamamladığım söylenemez, süslemeye, farklı şekillerde kullanmaya açık ama fikir olsun diye...

Bir sürü telim var evde. Ciddi söylüyorum, bir sürü!!! Tamircilerde bile bu kadar yoktur. İnce, kalın, renkli, renksiz, bakır, gümüş....

İşte onları kullandım bu defa.

Yapım aşamaları yok, çünkü tek yaptığım önce bir kat teli kıvırım kalp şeklini vermek, sonra da üzerine farklı renklerde tel sarmak...

Her zaman ki gibi, resimleri takip efenim...



















İşteeeeeee böyle arkideşler....

Çoğu proCede olduğu gibi renk, kalınlık,incelik, büyüklük.... size kalmış.

Bazı resimleri kalpler avucumdayken çektim ki benim yaptıklarımın boyları aşağı yukarı anlaşılsın diye...

Bir tane de büyük yaptım, onu desenli kumaşla sarmayı düşünüyorum, bakalım :)

Neyse...

Benden bu kadar bu defalık da...

Her yazımın sonunda diyorum ki bu defa arayı açmayacağım, ama...

Ama işte.....


Herkeşe güzel bir Pazartesi ve akaaaaaaabinde güzel bir hafta diliyorum..

Herşey gönlünüzce olsun.

Sevgiler ki!


8 Eylül 2013

HERKEŞE İYİ PAZARLAR Kİ...

Aslında biraz geç oldu bu başlık için, farkındayım.

Neredeyse akşam...

Ama olsun! En azından Pazar'a dair kalan birkaç saati iyi geçirin :)

Efeniiiiiiiiiiiiiiiim.....

Merhaba!

Baktım da yine uzun ara vermişim. Ben de böyle oluyor nedense... Koptummu toparlamak biraz zor. Zaten bu aralar "egzersiz" denilen faydalı ama bir ama bir o kadar sinir olduğum + sevmediğim birşeyle cebelleşmekteyim ki o da ayrı bir konu..

Fizik tedaviyle eş zamanlı başladığım, hergün yapmak zorunda olduğum egzersizler... Ancak sevimsizliğinin yanında faydasını göz ardı etmemeliyim, biliyorum ama... Günde en az iki defa yapıyorum. Şimdilik iyi gidiyor Allaha bin yüzbin milyon şükür...

Bir de bir süredir üzerime yerleşmiş bulunan keyifsizlik, uyuzluk, tembellik, uyuşukluk, isteksizlik ya da adı her neyse, gitse süpper olacağım ama.... Neyse....

E bu ruh haliyle de ne yaratıcılık kalıyor bende ne de yaratma hali...

Ama yine de geçenlerde bir kolye yaptıymıştımdı! Onu paylaşayım :)

Model bana ait değil, Facebook gruplarının birinde rastlayıp kaydettiğim bir resim. Yani kaynağını bilmiyorum...

Yapım aşamalarını anlatmayacağım çünkü çok kolay bir model, rahatlıkla anlayabilirsiniz...

Yandaki resim örnek aldığım, alttakiler ise benimkiler :)

Malzemeleri de kolay. Ben inci kullanmadım. Elinizdeki her türlü bocuktan yapabilirsiniz...






Beyaz boncuklarla ilgili bir açıklama getirmek istiyorum.

Bir zamanlar kafayı taktığım bir hamur vardı, hobi hamuru. Fimodan farklı. Sertleşmesi için fırınlanmasına gerek olmayan, kendi kendine kuruyan bir hamur. Hobi malzemeleri satan yerlerde vardı, adını/markasını şu an hatırlamıyorum. İşte o hamurdan yapmıştım bu boncukları. Sonra da matkapla ortalarından delik açıp boncuk haline getirmiştim!

Öylece duruyorlardı bir kutuda, bu vesileyle kullanılmış oldular :)

Bolca da kum boncuk kullandım. İp olarak da elimdeki mumlu gibi olan ama mumlu olmayan ipleri kullandım. Halbuki bir sürü mumlu ipim vardı rengarenk ama nereye koyduğumu hatırlayamadım, bulamadım!!!!

İlaçlardandır! Kesin!


Bu da ikincisi...









İşte böyle....

Dediğim gibi, çok kolay değil mi?

Bana göre biraz "yazlık" konseptinde bir kolye gibi, rengarenk boncuklarla falan...

Ama biraz daha ağır renklerle kış kolyesi de olabilir gibi pekala!

Yani size kalmış yaz mı kış mı?







İşteeeeeee böyleeeeeee...

Benden bugünlük de bu kadar....

Allahım!!!

Akşam olmuş ve ben yine egzersizlerimi yapmak zorundayım! Şimdi olmayacak binbir türlü bahane bulacağım ve olabildiğince erteleyeceğim. Taaaaaaaaaa ki artık ıukum gelip yatmaya karar verene kadar.

Sonra niye böyle geç saate bıraktığım için kendime söylenene söylene tüm hareketlerimi yapacağım. Bu sırada uykum kaçacak... falan falan falan....

Başlarken iyi pazarlar dedim ama....

Şimdi de haydi iyi Pazartesiler!

Kalın sağlıcak ilen :)