19 Temmuz 2015

İYİ BAYRAMLAAAAAR

Tamam...

Kabul!

Biraz geç oldu ama teknik olarak şu an hala bayram değil mi?

Gaaayet hala bayram.
Sonuçta kutlaşabiliriz bayramı!!!

MUTLU BAYRAMLAAAAR!

Neyse...

Umarım herkeŞ iyidir ve her nerede olursanız olun, güzel bir bayram geçirmişsinizdir... Ben evdeydim, Ankara'da. Oldukça sakin bir bayram olduğunu söyleyebilirim. Son yazımda Bodrum'dayım demiştim lakin geçen sürede döndüm. Malum bayram tatili gibi zamanlarda ve özellikle Temmuz Ağustos aylarında fecciiii oluyor oralar. Kalabalık, kirli, bin kat pahalı falan falan...

Biraz dinlenme, biraz gezme, biraz da ziyaret derken 3 gün geçti gitti.

Bu aralar birşeyler yapma adına yine pek bir hevesli dönemdeyim. Ama boyama işleri aynen devam. Hani şu hemen herkesin elinden düşmeyen boyama kitaplarındaki boyamalardan :)

İki tanesini çerçevelettirmiştim. Bodrum'da kapının girişinde yerlerini aldılar gider gitmez...

Aslında renkler daha canlı amma velakin sanırım ışığı bir türlü tutturamadığım için fotoğraflarda daha soluk görünüyorlar...

Mumluğun üzerindeki çiçekleri annem geçen sene veya önceki sene yapmıştı. Balıklar da bilmem teeee nereden aldığım sabunlukların süslenmesiyle oluşmuş duvar süsü :) Hatta ve hatta burada nasıl yaptığı paylaşmışım bile. Sene 2013, aylardan Mayıs :)

Bayramın ilk günü eski alışkanlığım depreşmiş olacak ki, önceden biri bezelye biri domates salça konservesi olan iki teneke kutuyu iple kapladım. Oyyyiiiii, bir aralar da buna takmıştım hatırlarsanız, onlarca yapmıştım deli gibi ne bulduysam... Özlemiş miyim ne! :)

Yöntem heeep aynı: yani tamamen size kalmış!

Hatırlatma açısından birkaç şey söyleyeyim. Yapıştırıcı olarak pritt veya pritt türevi yapıştırıcılar çok iyi iş görüyor. Arada bir yapıştırıcı kullanmıyorum, yani her sıra ipi yapıştırıyorum. Sonrasında şişme, kabarma olmasın!

Kınnap ip harika duruyor. Üç sıra saten kurdeleli olan tenekenin zemin ipi kınnap. Diğerinde kullandığım ipin adını ise bilmiyorum. Eminim bir adı vardır! Bir sürü rengi var. Onu da milattan önce 11. yüzyılda falan almıştım. O da çok kolay yapışıyor. Çok sağlam değil, az biraz kuvvetlice çekince kopabiliyor rahatlıkla.


Üzerindekiler ise fisto dantel denilen o harika kullanışlı şeritler ve onlardan kestiklerim, kurdeleden yaptığım bordo bir gül falan falan... "Gül"e biraz daha bakiiim derseniz eğer, buraya lütfen...

Isınma turumu tamamladım.

Sanırım yine bunları yapmaya takacağım gibi...

Beklemedeyim :)

Bir deeee boyama kitabımdan bir sayfa daha bitirdim, yarın çerçevelettireceğim.

Bu defa önceki iki taneden biraz daha farklı birşey yaptım. Öncekileri boyama bittikten sonra zeminlerini de hafifçe boyayıp tamamlıyordum, hepsi bu!

Bu defa biraz daha renklendirip süsledim. Başlangıçtan sona detaylar aşağıda...









Ve uzun zamandır hiç kullanmadığım caaaaaanım bantlarım, renk renk desen desen bantlarım...

Özlemişim!

Hatta ne çok olduklarını unutmuşum bile! Teker teker baktım, hatırladım :)




Az kalsın unutuyordum! Bu defa ve ilk defa renklendirmeyi kuru boyayla değil keçeli kalemlerle yaptım. Genelde Stabilo kullandım. İnce uçlu ve kalın uçlu.

Lakin kendi adıma belirteyim ki bir sonra ki sefere yine kuru boya kullanacağım. Çünkü keçeli kalem daha zor, yanlış boyadın mı geri dönüşü yok, biraz üst üste boyayınca kağıdı tahrip ediyor falan falan.

Ama diğer yandan renklerin çok daha canlı olduğuna da şüphe yok. Tercih sizin elbet. Ben sadece denedim...

Neyse...

Benden bu kadar efenim...

HerkeŞşe iyi geceler diliyorum.

Hatırlatmak gibi olmasın amma yarın Pazartesiiiiiii!!!!

Heh heeeee :)


22 Haziran 2015

YENİ BİLEKLİKLERİM

Merhaba...

Siz bu satırları okurken(e) ben sahilde gölgede şezlongumda uzanıyor, kitabımı okuyor, kendimi kızgın kumlardan serin sulara atıyor falan olacağım!!!

Biliyorum.

Çok gıcığım. Ama bu durum, şu an bana büyük keyif vermekte maalesef! :)

Evet!

Sonunda Bodrum'dayım. Önce babam, sonra annem, ben, Nani geldik. Yerleştik,

Tamam biraz sinir bozucu olabilirim ama onun da bir sınırı var değil mi? O yüzden daha fazla detay vermeyeceğim tatilim hakkında.

Sadece son zamanlarda yaptığım bileklikleri paylaşayım dedim :)









Soldakiler de yapılmak üzere sırasını bekleyen ipler.

Sanırım bunları da bitirip yaklaşık önümüzdeki bi 15478951236 yıl boyunca elime ip bile almayacağım!!!

Tipik ben; meraklan, araştır, öğren, otomatiğe al, yap yap yap, bık, fenalık geçir, bırak, unut!!!  :)

Neyse arkideşler... Her ne kadar yazımın girişindeki mesajımla uyuşmasa da herkeŞe güzel bir Pazartesi diliyorum, sendromsuz, trafiksiz, patronların şehir dışında olduğu...

Kalın sağlıcak ilen :)

17 Haziran 2015

ARKADAŞIMIN "TÜKAN"I

Arkideşler! Yine ben!

Fazla vaktinizi almayacağım. Birşey deyip sonra vınnn. İşim gücüm var ama değilmi?!?!?!?!

Neyse...

Epeydir bahsedeceğim, hep aklımda ama fırsat şimdiyeymiş. Bir arkadaşım var. Aslında birden fazla arkadaşım var da, o arkadaşlarımdan bir tanesinin bir "tükan"ı var ve bu dükkanda harika elişi ürünler mevcut. Kendisi yapmıyor, ama çok güzel şeyler yapan insanların yaptıklarını bize ulaştırıyor.

Ankara Ayrancı'da yeri. Oralarda olanlar varsa belki bir göz atabilirler. Gelmişken de yanındaki kafede bir çay içip dinlenebilirler.

Birkaç tane fotoğraf ekliyorum dükkana dair. Bu arada adı "Mahal Dükkan". Facebook'tan Instagram'dan da takip edip beğendiklerinizi satın alabilirsiniz....








Bunun dışında vereceğim bir haber de boyama kitabımın ikinci sayfasını da bitirip çerçeveletmiş olmam!

Renkler daha belirgin burada. Neden?

Neden olacak! Bahsetmiştim ya yeni telefonum var benim diye :)

Neyse...

Bitirmekle kalmadım, 3.sayfaya bile başladım ama tatile götürmeyeceğim. Orada sahilde vakit geçirmek istiyorum biraz; yüzmek, kitap okumak, az biraz D vitamini almak...

Öylesine boş boş denize bakmak, kafamı boşaltmak...

Anlayacağınız bu sene tatilden beklentim gencim güzelim, gezeyim tozayım'dan ziyade dinleneyim, rahatlayayım, dinçleşeyim üçlemesi üzerine kurulu! Yaşlandım mı ne????

Yaşlanmak dedim de...

Yakın bir zamanda hayatımıza yeni biri katıldı, Nilberk'in torunu Doruk canlısı. Daha birkaç günlük ama şimdiden beş-altı kişi emrinde, peşinde. Minnacık birşey! İnsan inanamıyor doğduğunda aslında herkeŞin o kadar küçük olduğuna!!! :)

Burnu, ağzı, kulakları... oyuncak gibi birşey :)

Bu da onunla ilk özçekimim. Doğduktan sadece birkaç saat sonra... O kadar minik ki resimde zor farkediliyor!!!

Neyse...

Dedim ya fazla vaktinizi almayacağım diye...

İşte bundan mütevellit Demet kaçar...

Kalın sağlıcak ilen beyler bayanlar!




9 Haziran 2015

HAY BEN "YAZ GELDİ Mİ NE!!!" DİYEN DİLİMİ ISIRAYIM, E Mİ!

Evet! Evet!

Aynen başlıkta yazdığım gibi durum.

Burası, yani Ankara, herrrrrr gün yağmurlu. Öyle böyle değil, bildiğiniz sular seller götürmeceli yağmurlu... Zaten facebook'u olanlar biliyordur, görmüştür dönen alayları, feci hallerimizi...

Gelmek bilmeyen yaz dışında hemen herşey aynı burada. Günübirlik İstanbul "git-gel"i ve seçimler biraz heyecan katmadı dersem yalan olur.

Doktor kontrolü için gittim İstanbul'a. Dediğine göre şimdilik herşey yolunda gidiyormuş; egzersizlere devam, kilo ver, kaslarını güçlendir... Onun dışında bir güne ne sığdırılabilirse onu yaptım, yorgunluktan da öldüm!!! Yeşil hırkalı resimler o güzel İstanbul gününe aittir...

Sonra seçimler geldi.

Tatili bu sebeple geciktirmiştik zaten. Pazar günü benim çocukları aldım, gittik oy kullandık. Allahtan bizimkilerin oy kullanacağı salon okula girer girmez sağdaki ilk salondu, ne bir merdiven ne basamak!

Eve çık-gir biraz yorulduk ama en azından hepimizin içi rahattı o gece.

Sonuçlar hepimize hayırlı ola!

Koşuşturma bitmiyor bir türlü. Şimdi pür hız tatil hazırlığı.

Millete bakıyorum da evli, çoluğu cocuğu olan da var, işi var çalışıyor ama hergün hamarat bir şekilde birşeyler de yapıyor, blog sayfalarını haftada birkaç kere güncelliyor. Bense neredeyse hemen hergün "bugün tamam, şunları bunları yapacağım" diyorum ama dünya hallerinden bir türlü yetiştiremiyorum hobi işlerimi!!!

Bunu becerebilen herkesi tebrik ediyor "maşallah" diyorum :)

Düzenli bir şekilde yapabildiğim tek şey şu sıralar boyama kitabımı boyamak!

Salondaki masanın üzerinde duruyor kalemlerim, masa kalemtraşım, gözlüğüm. Mutfaktan salona, salondan antreye, yatak odasından salona... her geçişte oturup iki çiçek boyuyorum, öyle oturuyorum. Terapi gibi geliyor, örgü örmek, müzik dinlemek gibi.

Yine de çok hızlı ilerlediğim söylenemez ama oldukça keyifli. Zaten Facebookta Instagramda hergün bir sürü resim paylaşılıyor "boyama kitabı boyayıcıları" tarafından...

İlk bitirdiğim sayfayı dikkatlice koparıp kitaptan çerçevelettirdim. Bodrum'da evin dış duvarına asmak için. Konsept olarak tam oraya uygun, renkler falan...

Fotoğrafta çok belirgin değil ama renkleri daha canlı aslında...

Fotoğraf, renk deyince aklıma geldi! "Bu aralar"ın keyif veren değişikliklerinden biri de yeni telefonum!

Samsung Galaxy S3'üm yoğun kullanımımla ikibuçuk yılını doldurmasının ardından arama-mesaj dışında diğer özellikleri bakımından oldukça ağırlaşınca sonunda yeni telefonuma kavuştum!
Samsung E7.

Şimdilik çok mutluyuz kendisiyle. Bu fotoğraflar önceki telefonumla çekildiği için biraz solgun. Asıl siz bundan sonra görün beni! Heh heeee :)

 Aşağıdaki ise şimdilerde boyadığım. Gitmeden yetirştirebilirsem eğer o da Bodrum yolcusu olacak bizimle...


Bu aralar bir de vakit buldukça tığla küçük motifler örüyorum. Bunlarla ne yapacağım, nasıl değerlendireceğim hakkında çok bir fikrim yok! Kahverengi tonlardan başladım gidiyorum. Battaniye falan zaten aşar.

Sanırım yine benden olsa olsa yine ve sadece kırlent çıkar bugüne kadar olduğu gibi...

Zaten kolay kolay da birşey olacak gibi değil, günde bir iki motifle sonbahar-kışa doğru anca :)





Arkideşler bende son durumlar böyle. Biliyorum bu aralar yaratıcı hemen hiçbir şey paylaşamadım sizinle ama... Yakındır inşallah :)

Olmalı

Olacak

İstiyoruuuum :)

HerkeŞe güzel, sağlıklı ve gülen yüzlü bir Salı diliyorum.

Kalın sağlıcak ilen :)

Not: Bu yazıyı teeeeeee ne zaman yazmaya niyetlenmiştim lakin başlığı atıp kalmıştı günlerce. Taslaktan tamamlayınca yayın tarihi ile benim "gülen yüzlü Salı" dileğim birbirini tutmadı. Siz anlayıverin artık! :)