20 Nisan 2012

KURDELE GÜL

Efenim... 

Merhaba faslına başlamadan öncelikle şunu belirtmek istiyorum;

1. Geniş ipekli şerite
2. Belli bir biçim verilmiş saça veya giysinin yakasına takılan ince kumaşa
KURDELE denir (bakınız TDK sözlüğü). Buna kurdela veya kurdale denmez. Hele hele kurdaaale hiç denmez!
Eveeeeeeet!!!

Merhabalar herkeşe. İyisinizdir inşallah. Ben mi? Gayet iyiyim, herşey yolunda. Blog sayfama aktarmalarım neredeyse bitti sayılır. Sağ bileğim bilgisayar mouse'una artık yapışık şekilde dolanmıyorum bu arada :) Hani haberi olmayan falan varsa eğer benim sayfam normalde http://www.mysunnyfunnydays.com/ adresindeydi. O adres ve sayfa hala geçerli ama burası da var! Blog'da yeniyim :)

Bugünkü proCem rengarenk. Benim için yapması çok keyifli oldu, umarım siz de beğenirsiniz...

Şimdi siz tahmin ediyorsunuz ki ben bu güllerin nasıl yapıldığını anlatacağım... Ama hayır! Bununla ilgili olarak size Youtube'dan harika linkler vereceğim, benim burada resimlerle anlatmamdan çok daha açıklayıcı ve kolay olacak sizin için... 

Ben sadece birkaç fikir vereceğim acaba nerelerde kullanılabilir bu kurdele güller diye. Ve tabi her zaman olduğu gibi yine yaptıklarımın resimlerini koyup sizi kıskandırmaya, özendirmeye falan çalışacağım. Konsept aynı yani :))))





Aşağıdaki resimlerden bazıları çift. Diyeceksiniz ki neden kine??? Şu sebepten dolayı çiftler: çünkü makinem resimleri bir türlü gerçek renklerinde çek-mi-yoooor. Ben de sinir oluyorum. İnadına iki fotoğrafı birden koyuyorum. Bu inatlaşmadan fotoğraf makinamın haberi var mı bilmiyorum ama şimdilik durum bu! İdare edin artık!

Mesela aşağıdaki iki resim aynı ama gelin görün kiiiiiii renklerin birbirleriyle alakası yok!












Özendiniz mi yoksa yeterli olmadı mı daha?
?
?
?
?
.......

Peki siz bilirsiniz o zaman, devam ediyorum :)




 Ben bu kurdele gülleri çoğunlukla saç aksesuarları yaparak değerlendirdim ama daha başka bir sürüüüüüüüü fikir oluşturulabilir. 

Hatta eminim ki daha şimdiden sizin aklınıza bir sürü şey gelmiştir bile! Hani olur da paylaşırsanız sevinirim ben...

Benim fikirlerim bunlar... Resimlerden kolayca takip edebilirsiniz...







Bu diğer bir fikir...
Elimde düz şerit şeklinde taç yoktu ne yazık ki... Olsaydı önce onu kurdeleyle kaplayacak sonra da gülü yapıştıracaktım ama olmadı. Fikri aldınız ama siz. Gülü yapıştırırken yine sıcak silikon kullandım. Bu arada burada kullandığım gülün kurdelesi diğer gülleri yaptığımdan daha kalın. Eh haliyle gülün büyüklüğü de diğerlerinin yaklaşık iki misli.







 Bu arada tüm samimiyetimle şunu belirtmek istiyorum kiiii; evet, yandaki resimdeki benim. Evet ayrıca o acayip saçlar da bana ait. Ama normalde öyle değil saçlarım...

Vallahi değil! 

Yukarıdaki resimlerde de göreceğiniz üZre az önce saçlarım topluydu. Genelde de hep toplarım zaten çünkü çok dökülüür. 

Neyse, toplu saçlarımı açıp, taramayıp, tacı takıp, fotoğraflayıp, nasıl olmuş diye kontrol etmeyip buraya koyuncaya kadar aslında ben de durumu fark etmemiştim ama elimde "güllü tacımla" çekilmiş başka fotoğraf olmayınca mecburen bunu kullanmak zorunda kaldım. 

Herşey sanat için arkadaşlar! Yoksa normalde ipek gibi süper saçlarım vardır, biline... :)))


Üçüncü birşey daha vardı yaptığım ama moooleef onun resimlerini çekmeyi unutmuşum. Akşam olduğu için resimler hep gölgeli çıkıyor. O sebeple yarın aynısından bir tane daha yapıp onu da yayınlayacağım efenim...

Bu arada şurada bahsettiğim bir gardenyam vardı hatırlarsanız... Hani şu bir türlü açmak bilmeyen ikea'dan aldığım gardenya! Tataaaaaaaaaaaaaam! Bir sabah bana sürpriz yaptı ve ilk çiçeğini verdi.

Normalde bilenler bilir, pek öyle çiçekle böcekle işim olmuyor. Bakamıyorum, unutuyorum falan falan. Ama nedense buna pek bi kanım ısındı. Hayatımda da sahip olduğum, bakabildiğim ilk saksı çiçeğidir kendisi. Herhalde sonunda bunu farketmiş olacak ki 4 ay üzerine çiçek açtı! Ben de sevindim :))




Heeeeey! Bu arada kimse uyarmıyor ki beni "hani ne oldu kurdele gülün yapımını anlatan Youtube linklerine" diye...

Ama olmaz ki! Herşeyi hep benden beklemeyin siz, aldığınız şeyi aldığınız yere koyun. Sizden iş isteyen yok, yeter ki bana iş çıkarmayın...
.................... (sessizlik)
??????????
..................... (bir sessizlik daha)

Allahım! 

Birden "annem" oluverdim.

İmdat!

Herşeyi... ile başlayan ve ....iş çıkarmayın diye biten cümlelerin patenti tamamen anneme ait olup çocukken abimle kendisinden en çok işittiğimiz sözlerin başında gelmektedir. Armut dibine düşermiş... Yoksa....? Yoksa...? Ben de mi...?

Offffffffffff.... yine konuyu saptırıyorsunuz. Youtube linkleri aşağıdakiler. 

Bu arada şimdi hatırladım, vaktiyle Derya Baykal da çılgınlar gibi yapardı bu güllerden değil mi, özellikle de kağıttan olanlarını. Hey beeee, ne günlerdi...!

Linkler burası, burası ve burası.

İnternette yabancı sitelerde bir bakayım derseniz eğer "ribbon rose" diye aratın efenim...

(ribbon=kurdele, rose=gül)

Efenim...Benden bugünlük de bu kadar... Yarın projemin eksik kalan kısmını da yayınlayacağım.

Çok güzel bir haftasonu geçirin inşallah! Aaaaaaaa! Unutmuşum! Pazartesi günü de tatil olacak değil mi? Ne güzel...! Gerçi bana hergün tatil ya :)
Herşey gönlünüzce olsun.

Hayatı "an"da yaşayın!

18 Nisan 2012

ARTIK BENİM DE BİR BLOĞUM VAR!!!



Eveeeeeeeet.... 

"öylesine" diye başlayan kendi kendime web sayfası projem ne güzel ve ne mutlu bana ki insanların az da olsa ilgisini çekti, mutlu oldum, devam ettim. 

Sonra bir sürüüüüüüüü blog sahibi dedi ki takip açısından keşke blog altyapılı olsaydı... Sonra kimileri de dedi ki keşke her projenin altına yorum bırakabilseydik...

Önceleri direndim! Hayır olmaz dedim! Hem isim satın aldım, hem de domain, blog'a ne gerek var diye... Ama boşuna direnmişim... Kuzu kuzu ben de bloğumu kurdum. Bu arada bir süre ikisini birden götüreceğim. 

Sonrasında ne olur, ne yaparım bilemiyorum!!!
Gelelim blog oluşturmaya... Pek bi kolay görünürdü gözüme blog. Aman, herşey hazır ne var ki bunda derdim. Derdim ammaaaaaaa.... gel gör ki yedi bitirdi beni bu blog hazırlama!!! 

Bir haftadır "resssssssmen" daraldım, bunaldım, çatladım, fenalık geldi, ofladım, pufladım web sayfamdakileri bloğa kopyalarken. Bunun kolay bir yolu var mıydı???? Bilmiyorum!!! Varsa da sakın söylemeyin, yoksa sinir olurum size.

Teker teker herşeyi kopyala-yapıştırla taşıdım. Hadi bu kadarla olsa neyse... Allahım! Resimleri bir türlü istediğim yerlere yerleştiremedim, resimlerin üzerine yazı yazamadım, format değişikliklerine izin vermedi, düzenlediğimle yayınlanan apayrı oldu, bilgisayarım dondu.... Falan falan falan... 

Üç kere bilgisayarı pencereden atma, iki kere de kendimi atma girişimim oldu ama tuttum kendimi. Olmaz dedim kendime, hayranlarım var benim, takipçilerim var. Onları yüzüstü bırakamam. Beni onlar var etti, bugüne onlar getirdi, şimdi sırt çevirmek olmaz!!!!

Tamam biraz havaya girmiş, biraz da birkaç e-mail aldım diye kendimi birşey sanmış olabilirim ama şunu söylemeliyim ki çok keyifli bir duygu!!!! Siz de deneyin efenim, kendi kendinizi pohpohlayın ve tadını çıkarın. Tamam, fazla uzun sürmüyor ama yine de denemeli :)))

Normalde kullandığım web sayfamın adresine gelince.... Yine "MY SUNNY FUNNY DAYS". Yani "benim güneşli güzel (eğlenceli, keyifli) günlerim"
Linkini de vereyim, belki oradan takip etmek isteyebilirsiniz efenim... Projeler birebir aynıdır.

Bu arada şöyle garip bir durum da var. Blog sayfamda (burada) verdiğim linkleri yani kendi projelerime verdiğim linkleri henüz yenileyemediğim için blog sayfamdan diğer sayfama bir sürü bağlantı var. Biraz ferahladıktan sonra innnnnşallah o linkleri de güncelleyeceğim... İnşallah... :)

Son bir hafta içerisinde "blog" çalışmalarım dışında (!) günlerim hep bilgisayar başında geçti. Yıllardır bilgisayar kullanırım ama bu kadarı da fazla... O kadar çeşitli, ilginç, güzel, değişik şeyler yapmayın kardeşim! Alamıyoruz başımızı yaptıklarınızdan! Dışarı bile çıkmak istemeyeceğim neredeyse, hergün annemlere gidip gelmem olmasa...! Hastalıkta zorunlu evdeydim, anladık. 

Eeeeeeee? 

Şimdi bu durum neyin nesi? 

Hasta da değilim çok şükür????

Bahane hazır:

BAHARDANDIR...!

Bi de aşık oldum mu tamamdır!
Neyse, benden bu kadar. Projem hazır. Allı güllü birşey. Bir iki güne hazır ederim hem buradan hem de bloğumdan (heh heeeeeee) takip edebilirsiniz efenim :))))

Kalın sağlıcakla, sevgiyle, güler yüzle, keyifle, neş'eyle....

Sevgiler :))

12 Nisan 2012

TIĞLA GÜL ÖRME


Yine yeni yeniden merhaba... 

Tam bir hafta olmuş yazmayalı, sayfamı açmayalı...

Ne ayıp bana! Ama mazeretim vardı...

Aynı mazeretim hala geçerliydi;
hastaydım HASTAAAAAA...

Daha yeni yeni kendime gelmeye başladım, geceleri rahat uyumaya, öksürmemeye, kendimde biraz kuvvet hissetmeye, burnumun akmamasına... 

Geçmeyecek sanmıştım hiç, herhalde dedim ömür boyu böyle kalacağım... geçti... 

Ahhhh ah neler neler geçmiyor ki... Ömür bitiyor, ömür!......

Çok mu depresifim ne? 

Olabilir! 

Sanırım günlerdir evde durmak bana çok yaramadı. Silkinecek, titreyip kendime geleceğim, spora tekrar başlayacağım, annemlere yürüyerek gidip geleceğim, hatta havuza bile gitmeye başlayacağım... Hah haaaaa siz beni 1 ay sonra görün :)))
 



Bugün yine bir tığ projesi var. Aslında bu da pek yaygın internette. En en en kaynağı neresidir bulamadım. Bir sürü sitede anlatılmış ama hepsi de bir yerlerden alıntı. O kadar çok paylaşılmış ve yapılmış ki ilk çıkış yerini bulmak mümkün olmadı. 

Bazı Türk sitelerinde de yer verilmiş ama tam olarak bir Türkçe tarifini bulamadım ben. Kopyala-yapıştır türü bütün paylaşımlar (benim bulabildiklerimden söz ediyorum elbette). O yüzden bir de ben yapayım anlatayım dedim, belki birilerine faidesi dokunur :)

İlgili sayfaya gitmek için tarifin üzerine tıklayabilirsiniz...

Ben şimdi bu tarifin birebir Türkçesini vereceğim sizlere...

Başlarken ipinizden yaklaşık birbuçuk karış kadar bırakarak başlayın ki gülünüzü ördükten sonra bununla dikeceksiniz.
1.sıra:
55 zincir çekin.
Tığınızdan sonraki 4. zincire 1 tane 2'li trabzan yapın. (Nasıl sayacağınızı bilmiyorsanız buraya tıklayın)
* 1 zincir çekin. Sonraki 2 ilmeği atlayın. Bir sonraki ilmeğe (1 tane 2'li trabzan, 2 zincir, 1 tane 2'li trabzan) yapın *
Sıranın sonuna kadar * * arasındaki işlemleri tekrarlayın.
2.sıra:
3 zincir çekin.
İlk sırada 2 zincir çekilerek oluşturulan boşluğa (1 tane 2'li trabzan, 2 zincir, 2 tane 2'li trabzan) yapın.
Bundan sonraki tüm "bir alt sırada 2 zincir çekilerek oluşturulmuş boşluklara" (2 zincir, 2 tane 2'li trabzan, 2 zincir, 2 tane 2'li trabzan) yaparak sıranın sonuna kadar gelin.

 3.sıra:
2.sırada yapılan ilk "2 zincir boşluğuna" 6 tane 2'li trabzan yapın. Bir sonraki "2 zincir boşluğuna" 1 sık iğne yapın.
12 kere (bir sonraki "2 zincir boşluğuna" 7 tane 2'li trabzan ve bir sonraki "2 zincir boşluğuna" 1 sık iğne) yapın.
5 kere (bir sonraki "2 zincir boşluğuna" 9 tane 2'li trabzan ve bir sonraki "2 zincir boşluğuna" 1 sık iğne) yapın.
İpiniz içeriden dolaştırarak yok edebilecek kadar bir uzunluk bırakarak kesin.

Tüm bunları yaptığınızda elinizdeki gülün tam olarak oluşmamış halinin aşağıdakine veya yandakine (ikisi de aynı ya, neyse)benzer bir şekilde olması gerekiyor.




Bundan sonra işin keyifli kısmı geliyor (bana göre). Hani başlarken yaklaşık 30-35 cm ip bırakmıştık ya, işte onunla ördüğümüz gülü yuvarlayıp dikeceğiz. Benim vaktiyle aldığım kalın iğneler (plastik ve metal) bu işe çok uygunlar. Ama sizin elinizde böyle birşey yoksa peeekaaaala yorgan iğnesiyle de dikebilirsiniz efenim...





Hazırsanız başlayalım dikmeye... 

Nasıl yapacağınızı yandaki grafikten rahatlıkla anlayabilirsiniz. Bu arada bu açıklamalı grafiği nereden bulduğum hakkında en ufacık bir bilgim fikrim yok ne yazık ki...

Dikerken dikkat etmeniz gereken gülün arka kısmının yani alt tarafının olabildiğince düz olması. Bu arada küçük yapraklar yani 7 tane 2'li trabzan yaptıklarınız içteki yapraklar olacak. Kıvırmaya, dikmeye o uçtan başlayın...

Bu arada bu gülü örerken farkettim ki, daha kısa örerseniz eğer, yani başlangıçtaki zincir sayısını daha az tutarsanız ve resimdeki gibi iki ucu bir araya geldiğinde bitirirseniz örmeyi ve o iki ucu birleştirirseniz eğer alın size misssss gibi bardak altlığı. 

Neden olmasın?



Yapın salon takımlarınıza, Amerikan servislerinize uygun renklerde, isterseniz kolalayın da... 


Sonra da güle güle kullanın, hediye edin...



Eh diyelim ki buraya kadar herşey tamam yaptınız ördünüz bu güllerden... Eeeee n'ooolacak peki bu kadar gül? Ben vereyim şimdi size birkaç fikir siz isterseniz onları uygulayın ya da kendiniz yeni kullanım alanları üretin. Hatta bana da haber verin ben de deneyeyim, buradan başkalarına duyurayım...




Güllerin ortasına dilerseniz boncuk ya da düğme yapıştırarak orta kısmını renklendirebilirsiniz. Yukarıdaki yeşil gülün ortası kırık bir küpedir. Ben bunları tuttururken sıcak slikon kullanıyorum, gayet praNtik oluyor :) 

Bu arada yeşil gül de olur muymuş canım derseniz eğer cevabım: "evet olur efenim, ben yaptım oldu!" şeklinde olacaktır, bilginize... :)


Arkasına yapıştıracağınız bir mıknatısla buzdolabı süsü olarak kullanabilirsiniz. Buzdolabı süsleri konusunda "manyak" olduğumu söylemiştim. Aşağıda dolabımın sadece dondurucu kısmını görmektesiniz. Alt kısmını ne siz soruuuun... ne de ben göstereyim!!!

Mıknatısı güle yapıştırırken yine sıcak slikon kullandım.





Meselaaaaaaa, broş olarak kullanabilirsiniz bu gülleri. Kışlık kabanlarda bence çok güzel olacaktır. Daha ince iple ve tığla ördüklerinizi ise yazlık kıyafetlerinizde rahatlıkla kullanabilirsiniz pekala..
Nasıl mı?

Bakınız aşağıdaki resimler!





Acaba dedim, bunların iki renklisi olabilir mi diye? Denedim ama pek başarılı olduğum söylenemez. Belki renk değişikliklerini yaptığım sıralar yanlıştı, bilmiyorum ama tekrar da denemedim...




O olmayınca bir de bunu deneyeyim diye aşağıdakini yaptım. 

Kısmen daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Gerçi bu da gülden daha çok sanki karanfile benzedi ama...


Bunu yaparken de gülün örümü tamamen bitince farklı renkte son sıra olarak her ilmeğe trabzan yaptım. Bir deneyin isterseniz. Belki benim seçtiğim renklerden dolayı da biraz da karanfile benzemiş olabilir... Bilemedim ki...!




İşte benim güllerim bu kadar... Farkedeceğiniz üzere bunlarda bir zaman ki hastalığımdı... Dedim ya, birşey yapmaya kafayı bir takıyorum, doğrudan fabrikasyona bağlıyorum olayı! Bıkana kadar, her renk, her boy. Sonra aylarca elime bile almıyorum. Ama tabi elimde hazır olarak bulunmaları avantaj da olabiliyor bazen, birşey yaparken hemen hazırdan alıp kullanabiliyorum :) Hatta ve hatta bvunlardan o kadar çok ve aralıksız yapmıştım ki sağ el bileğimde karpal tüneli sendromu (yağğni sinir sıkışması) olmuştu da yaklaşık 6 ay hiçbir şey örememiş, bileklik kullanmak zorunda kalmıştım... Şimdi de ne zaman yorsam bileğimi kendini hep hatırlatır bana!

Bu arada bu güllerin kullanılabileceği bir fikir olarak da yine internette gördüğüm birşeyi söylemek istiyorum. Yine elişi olarak örülmüş atkıların ya da fularların uçlarına eklenmişti. Fikrimi sorarsanız eğer bana göre gaaaağyet de güzel olmuştu...

Aşağıda iki tane adres veriyorum yine bu güllerin yapıldığı iki siteye ait. Yapım aşamalarıyla ilgili çok güzel resimler var, dil bilmeseniz bile faydalanıacağınıza eminim. Kapatmadan onlara da bir bakın derim. Fazla bilgi, seçenek kimseye zarar vermez, öyle değil mi? :)
Ben bakmadım ama eminim bu konuda Youtube'da sayısız anlatımlı video bulunabilir. "Crochet rose" diye aratın...

Yukarıda verdiğim örgü tarifinde anlaşılmayan bir yer varsa eğer seve seve yardımcı olurum dememe gerek yok herhalde. E-posta göndermeniz ya da iletişim kısmından ulaşmanız yeterli olacaktır...

Bugünlük de benden bu kadar efenim... 

Haftasonu geldi çattı yine. Cumartesi günü temizlik var evimde. 

Offfffff bu temizlik günleri hep gerer beni. Annemi getirirdim hep ama bu Cumartesi onun da başka işi olması sebebiyle gelemeyecek, benim ilgilenmem gerekiyor. Artık bir şekilde halletmeye çalışacağım. 

Temiz evi çok seviyorum da temizlik olayından nefret ediyorum. Sabah çıkayım kirli ev, akşam bi geleyim, simsalabimsoooooooooo, ev pırıl pırıl! İşte benim olayım bu olmalı ya.... neyse.... 

Bu seferlik idare ediciiiiz artık...

Herkese pırıl pırıl, tertemiz, huzur dolu bir haftasonu diliyorum.

Herşey gönlünüzce ola!