26 Ocak 2013

ATKI FALAN... BİRAZ UFAK ALIŞVERİŞ FİLAN... VE YENİ PRO"C"EM

Merhaba...

HerkeŞe çok güzel bir haftasonu geçirmeleri dileğiyle yeniden merhaba...

Farkettiyseniz şu son birkaç gündür nedensiz bir enerji fazlalığı içerisindeyim. (Bakınız saat şu an geceyarısını çoktan geçmiş ve ben apaçık gözlerimle bilgisayar karşısındayım!)

Neyse...

Atkı konusunda sizlerden gelen tavsiyeler eşliğinde tek kat yapmaya karar verdim. Bu da demek oluyor ki fazlasıyla örülmüş dairem var ve geriye kalan tek şey onları birleştirmek... Bunu ben de biliyorum tabiiiiy ki. Ama bilmediğim şu ki, keşke yine siz bana fikir verseniz de, ben bunları nasıl birleştireceğimi anlasam...!!!

Yani nasıl bir iple dikeyim ki? Misinayla dikeyim görünmez mi olsunlar? Ama onun uçları ne kadar gizlersen gizle ya da yakarsan yak, mutlaka bir yerlerden çıkıp boynuma falan batar, sinir olurum...

Dikiş ipliğiyle diksem nasıl olur ya da ördüğüm gibi kalın bir iple? Ama o zaman da daire birbirine değen kısımlarında dikiş olacak ve dolayısıyla diktiğim ip, ama diğer kısımlarında olmayacak????

Ya ama üf yaaaaaaaaaaaaaaa... Biri bana akıl versin aksi halde ördüğüm tüm parçaları pencereden atarım!!! Ona göre! Düşünün ve haber edin beni!!! (illa tehdit mi etmem gerek!?)

Sizden gelecek yorumlarla bu önemli konuyu çözülmüş kabul ediyor ve şimdilik kapatıyorum :)

Bugün annemin birkaç alışverişi vardı yapmam gereken. Sonra da arkadaşımla Tunalı'da buluşup yemek yeme planı. Buraya kadar herşey normal ama ben yine az biraz bir parça alışveriş yaptım!

Yapmayacağım dedim yaptım bari paylaşayım da rahatlayayım. Mantık bu yani! Vahlanmak veya ders almak yok, madem aldım, herkeŞ görsün, belki fikir alsın... :)

Yandaki anlayacağınız üzere "tahta dil tutacağı". Medikal marketten bir şeyler alırken gördüm, aldım. Bunlar bir güzel boyanır, yapıştırılır, kaplanır... Ooooooooo neler neler olur. 100'lük kutu içerisinde 4,5 TL.

Temizlik malzemeleri satan yerden renkli mutfak bezi alındı. Epeydir bu renge denk gelmiyordum, görünce aldım hemen. Bir pakette 3 tane var, paket fiyatı 1,8TL. İki sene önce de almıştım bunlardan ama sanki o zaman daha pahalıydı gibi kalmış aklımda nedense. Ama yanılıyor da olabilirim. Bunun dışında badem yağı  şampuan, steril eldiven gibi şeyler de aldım aynı yerden ama konumuzla alakası olmadığı kanaatiyle detaya girmiyorum!!! Neyse :)

Tunalı'da yemekten önce biraz vakit geçirelim diye Kuğulu Pasaja girdik. Yeni bir yer açılmış. Şöyle ki yeni, ben en son birkaç ay önce gitmiştim oraya, o zaman görmemiştim. Hediye paketleri, poşetleri, hediye malzemeleri üzerine bir yer. Çok beğendim ama sinir de oldum, içerideki her şeyi alma isteğiyle zor baş ettim!

İnce tahta çubuklardan aldım, hani şu çay karıştırılanlardan. 100 tanesi 1,5 TL. Mum aldım ahşap çerçeveye eskitilmiş görüntü vermek için. Çok uzun bir süredir denemek istediğim birşey bu ama bir türlü fırsat olmadı, denk düşmedi. Artık mumlarım da var ki yapmam farz oldu :) Sonra bir tane de desenli bant aldım. Fotoğrafta çok net görünmüyor, çiçek desenli. Fiyatı 1 TL. Ama öyle aman ne ucuz demeyin, sanmıyorum ki 2 metreden uzun olsun. Başka renk ve desenlerde olanları da vardı ama içimdeki ilahi güç hepsini almaktan alıkoydu beni, sağolsun... Bir tane de el yapımı kalın kapaklı bir not defteri aldım ama onun resmini çekmeyi unutmuşum. Hem zaten ben onu bana örnek olsun diye almıştım, ben çok daha güzelini yaparım kine ki!!!

Pasajdaki son durağım, ki daha önce de defalarca gittiğim, doğal taşçı & boncukçu oldu. İşte burada en zor sınavlarımdan birini verdim ve o harika ama harika olduğu kadar da fiyatı az biraz yüksek olan doğal taş boncuklara hiiiiiiç bulaşmadım. Ama renkler harika, almak istese insan karar vermesi güç... Ben sadece iki tane zincir 3 dizi de küçük boncuk aldım.

Zincirlerin pek bir özelliği yok. Sarı ve gümüş renkte aldım. Boncukların renkleri ise tam benlik; yeşil ve mavi!!! Aslında aklımda bir fikir olduğundan değil daha çok renklerini beğendiğim için aldım desem yalan olmaz! Boncukların dizisinin uzunluğu bir karıştan daha kısa, fiyatı 2 TL. Birçok rengi de mevcut...


Bu arada Nilberk kendine kitap almış. Baktım onun elinde başka kitap var tamamlanmamış, hemmen dedim ki bunu ben okuyayım. Aslında elimde kitap olmadığından değil ya.... Bu internet çok kötü yav! Hele ipad + internet daha da kötü. Bir süre öncesine kadar gündüz fırsat bulamasam bile gece yatmadan mutlaka kitap okurdum ve bundan büyük keyif alırdım.

Ama şimdi?

Şimdi alıyorum ipad'i elime, hafiften radyo, önceden elektrikli batttaniyeyle ısıttığım yatağa bir keyif uzanıp  pinterest, wikihow... ne varsa tavaf ediyor sonra da uykum gelince pat yatıyorum. Eeeeeee? Hani kitap okumak??? Yok yooooook! Bir şekilde tekrar eski güzel alışkanlığıma dönmem gerek. Bunu da inşallah bu kitapla yapacağım :)))

Bu arada akşam eve dönerken Kuğulu Park'a bakalım dedik. Epeydir tamirat-tadilat vardı. Çocuk oyun alanı eklemişler, bankların sayısı artmış. Havuzdan ayrı bir yere küçük fıskiyeli bir yer yapmışlar... Ama kuğular duruyor, salına salına geziniyorlar sanki parka adını verdiklerini bilirlermiş gibi....



Oradan da Bahçeli ve eve geliş... Bu akşam James Bond yok! Gelince televizyonu açmadım bile. Müzik açtım hafiften, eskiler pop. En favori müzik türümdür. 60'lar, 70'ler, 80'ler pop.

Konu müzikten açılmışken haber vereyim efenim, bendeniz 14 Şubat'ı Yaşar seğrederek kutlayacağım! Evet! Buldum bir Yaşar konseri daha. Biletimi çoktaaaaaaan aldım bile....

Başlıkta bir de yeni projem demiştim. Ama bakıyorum ki saat neredeyse sabaha karşı iki olmuş, uykum gelmiş, yatağım çoktan sıcacık.... İyisi mi ben onu yarına bırakayım. Ama konu olarak söyleyebilirim ki tığla yaptığım birşey. Bir sürü yerde görmüşsünüzdür, hani kahve/çay kupalarının etrafına kumaştan veya örülerek yapılan şeyler var ya, işte ondan  örüyorum. "Şey" diyorum çünkü bunların ne şekilde adlandırıldıklarını bilmiyorum!

Muhtemelen yarına bitirir, bitmişini paylaşırım....

Bu arada karton bardak altlığı koleksiyonum ki en gözde koleksiyonlarımdan biridir, oldukça çoğaldı...

Not: Burası evimin koridoru olup tüm altlıklarım itinayla duvarda sergilenmektedir. Eve çocuklu misafir geldiğinde yüreğimi hoplatan bu koleksiyonumda öyle çok insanın emeği var ki... Bu vesileyle hepsine tekrar teşekkürler...

Neyse arkideşler...

Çoğunuz çoktaaaaaaaaan uyumuştur eminim...

O zaman herkeŞe tatlı rüyalar, deliksiz uykular...

Görüşmek üzere...

Sevgiler.










24 Ocak 2013

ACABA DİYORUM??? TAMAMLAYABİLİR MİYİM Kİ???

Merhabalar efenim!

Booool koşturmacalı bir günden MERHABA!

Hani bazen olur ya bir güne elli tane iş sığdırırsınız, hepsi olur, işiniz ilerler... Bazen de öyle bir olur ki bir tane basit bir işi bile günlerce bitiremezsiniz...

Hah! İşte benim bugünüm de o herşeyin yolunda gittiği günlerden biriydi :) Babamla beraber, babamsız bir sürü iş hallettim! Bir yandan yorgun, bir yandan acccccaip enrCikim! Maşallah bana :)))

Bu aralar, daha doğrusu Aralık ayının ortalarından beri, deli gibi bir "yuvarlak motif" öresim var. Beş dakika boş vaktim olsa tıkır tıkır bir tane, iki tane yapıp koyuyorum kenara. Bu durum kardan adam yapmamla başladı. Sonra renkler değişti. Ördüklerim bir sürü oldu derkeeeeen....

Acaba dedim, şu yuvarlakları birleştirip acaba bir atkı-fular karışımı birşey çıkarabilir miyim ortaya?

Bu soruyla birlikte artık psikopata bağlayarak yaptığım yuvarlak motifler bir amaca da bağlanmış oldular! :)

Şöyle bir bakayım dedim ne kadar olmuşlar... Bence yarısı tamamlanmış gibi geldi. Çift taraflı yapmak istiyorum, yani iki daireyi ters yüzleri bir araya gelecek şekilde birleştirip ardından diğer dairelere bağlama niyetindeyim.


Renk konusunda bir sınırlamam yok. Rengarenk olsun istedim. Çoğunluğunu da ebruli iplerden yaptım.

Bakalım azmim bu atkıyı bitirmeye yetecek mi? Burada paylaşoyorum ki, hani olur da ben peşini bırakırım bu işin, siz beni dürtükleyin, hatırlatın da tamamlayayım olsun! :)






 Siz bu satırları okurken ben en az 15 tane daha eklemiş olacağım bu dairelere!!! Heh heeee!


Eveeeet! İşte böyle... Eğer aranızda nasıl birşeyin ortaya çıkacağını merak eden varsa, emin olsun ki, ben onlardan daha fazla merak ediyorum :)

Göreceğim bakalım!

Bu arada haftasonu planım hazır; Cumartesi (Ankaralılar mutlaka bilecektir) Kentsel Dönüşüm kapsamında baştan ayağa yenilenen Hamamönüne gideceğiz Niiiiibek'le? Niiiibek kim mi? Bahsetmiştim ya daha önce, adının Nilberk olduğunu sana (iyi ki var olan) bir CAN...

Pazar günü de kuzenimgillerlen (!) geç kahvaltı (ki son zamanlardaki popüler adıyla "brunch"), ardından da tiyatora! Oyun hakkında henüz bilgim yok, çünkü haberi az önce geldi. Onu da atlamam, anlatırım elbet :))) 

Neyse efenim....

Ben şimdi de 1985 tarihli James Bond filmime dönüyorum izninizle. Merak ederseniz eğer Roger Moore James Bon rolünde bu defa; Ölümüne Bir Bakış da serinin adı.

HerkeŞe iyi geceler, tatlı rüyalar...

Kalın sağlıcak ilen...








23 Ocak 2013

SEVGİLİLER GÜNÜ YAKLAŞIRKEN...

Efeniiiiiiim....

Şubat ayı gelmek üZre...

Eeeeeee?... Şubat gelince ne olur?...

Birdenbire kalp şeklinde kırmızı balonlar ortaya çıkar. Her yerde (en alışveriş yapmayacak insanı bile ayartan) indirimler olur. O gece için rezervasyonlar çok önceden yapılır... falan falan.

Tabi tüm bunlar olurken havaya girmek lazım değil mi?

İşte bugünkü proCe de bu konuya giriş niteliğindedir :) ve yapımı çok kolaydır. Muhtemelen daha önce başka sitelerde rastlamış veya yapmışsınızdır. Bir sürü yerde yapılmış olduğundan sebeple kaynak gösteremeyeceğim.

Gerekli olan şeyler teferruatlı değil; kırmızı ve beyaz kağıt, kalp şeklinde şekilgeç, pritt türü yapıştırıcı ve poşet çay! Eğer şekilgeciniz yoksa sorun değil, o zaman önce çizer sonra da çizdiğinizi kesip aynı sonuca ulaşabilirsiniz...

Hazırsanız başlayalım efenim...

Belirteyim ki kullanacağınız poşet çayların dış poşetinin kapak şeklinde açılıyor olması gerekiyor, eğer ki benim yapacağım gibi tam bir sürpriz olmasını isterseniz...  Ama yok paket kısmını atayım sadece poşet çay kısmı da işimi görür derseniz o zaman sorun yok!

İlk olarak poşet çayı kaplayan kağıdı yırtmamaya özen göstererek açın ve çayı çıkarın.

Özen gösterin diyorum çünkü işimiz bittiğinde çay poşetini tekrar kağıt poşetin içine koyacağız..

Ve ucundan sarkan kağıdını sökün. Bunu yaparken çekip koparmaya çalışmayın. Makasla kesin. Bazı çayların ipleri çok sıkı olmadığından poşetten de kopabiliyor, ki bu durum tecrübe ilen sabittir!!!




Kalp şeklindeki şekilgeçlerimle (2 farklı boy) kalpleri kestim. Tabiiiiy ki kalplerin bir kısmı kırmızı renkteydi :) Sonra da kırmızıların üzerine beyazları yapıştırdım.


Ve son olarak da bunları çay pşetlerinin kağıdını söktüğüm yerlerine yapıştırdım. Bunu yaparken ipin her iki taradına da kalp koydum ki daha güzel görünsün diye. Yani çayın ipi iki tane kırmızı kalbin arasında kaldı.




İpleri çay poşetin etrafına dolayın ve tekrardan çıkardığınız kağıt poşetlerin içine koyun. Yanlarından tekrar yapıştırarak kapatın. Yani bulduğunuz hale getirin... Bu bana annemin bir sözünü hatırlattı: "Sizden iş isteyen yok, aldığınızı aldığınız yere koyun, bulduğunuz gibi bırakın...!!!" Neyse ki o günler geride kaldı :)))




İşte sürpriz çayınız hazır! Biri bana bir kutu çay getirse, ben akşamın bir vakti televizyonun karşısında, battaniyemin altında çay içmek istesem ve poşeti açtığımda böyle birşeyle karşılaşsam sevinirdim hani :)))

Eğer isterseniz kalplerin üzerine küçük notlar da yazabilirsiniz veya isim... Seni seviyorum yazmayı denedim, sığdıramadım. I love you daha uygun oldu. Ama daha ince uçlu bir kalemle "seni seviyorum" yazısı da gayet sığabilir gibi :)




Sonrasında yanına bir de kurabiye ekleyerek servis edin kiiiiii.... E daha ne olsun!

Bu arada şimdi gördüm ki fotoğraflar biraz bulanık mı çıkmış ne? Şimdi de bunu halletmem lazım. Ama farkındaysanız tarih/saat olayını hallettim. Öyle garip bir yerden yapılıyormuş ki!!! Ama azmettim, yaptım :)



Evet efeniiiiiiiim....

Şimdilik benden bu kadar.

Şimdi son yarım saatin içine girmiş olan 1971 tarihli James Bond "Ölümsüz Elmaslar" filmimin sonunu izleyip sonra da yatacağım.

Yazımı erken yazabilseydim bu söyleyeceğim daha makbule geçerdi ama yapacak birşey yok artık; herkesin kandili kutlu olsun...

İyi geceler & tatlı rüyalar...








21 Ocak 2013

İNCİK BONCUK ORADAN BURADAN... MODEL İSE BİRAZ SAĞDAN SOLDAN, BİRAZ DA BENDEN! :)

Efeniiiiiiiiim!

HerkeŞe iyi haftalar, güzel başlangıçlar!

Şu son birkaç gün neredeyse hemen hiç oturamadım bilgisayarın başına. Aç-bak-kapat! Hepsi bu!

Neyse... Şu an vaktim bol. Bilgisayar kucağımda, televizyonda "O Ses Türkiye" ve olmazsa olmaz "bi kupa kahve"m!

Bu aralar boncuklarla pek işim olmuyor, yani eskiden daha çok yapardım... Geçen hafta mağazalara girip çıkarken (malum her yerde indirim) takı-toka reyonlarına da bakıyorum. İlginç fikirler edinmeme yardımcı oluyor. Bazen de fiyatları görüp "aaaaa! ben bunun daha güzelini beşte bir fiyatına yapabilirim ki!" demek hoşuma gidiyor.

Bazen de modelini, şeklini beğenmesem bile boncukların rengi, parlaklığı hoşuma gittiği için alıyorum. Öyle şeylere denk geldiğim oluyor ki ben bile şaşırıyorum! Şöyle ki; boncuğun (kristal, plastik, tahta, çek...farketmez) boncukçuda gramı/tanesinin yarı fiyatına koca kolyeyi satıyorlar! Dedim ya, bu genelde indirim dönemlerinde oluyor. Böyle durumda kolyeyi satın alıp, bozup sonra boncuklarını kendi istediğim şekilde kullanıyorum...

İşte bugün birkaç kolye paylaşmak istiyorum. Çoğunun yapılışını daha önce paylaşmıştım. Belki size fikir verebilir yaptıklarım...

İlk kolye, ki aslında çok basit, Koton'da gümüş renkli zincirlisini gördüğüm ve eve gelince on dakikada yaptığım kolye. Zincirlerden birkaç tanesi elimde kalmış kısa zincirler! Bir anlamda onlar da değerlenmiş oldu.


Fotoğrafta pek belli olmuyor. Renkleri karışık seçtim, zincir türlerini de... Sarı renkten koyu kahverengiye kadar elimdeki her renkten zinciri kullandım. Küpesini de yaptım. Kolye yaptığım zaman, kullanayım veya kullanmayayım, mutlaka küpesini de yapıyorum. Siz de yapın. Hediye edecek olursunuz ya da aniden takıp çıkmanız gerekebilir, küpesiyle hep daha hoş ve tamamlayıcı olur. Yapın, koyun bir kenara. Takmasanız da dursun...

Yandaki tığla ördüğüm bir kolye. Yapımını teeeee ne zaman burada paylaşmıştım... Çok çabuk ilerleyen bir kolye. Boncukları ise Erdoğan Düğme'den kutusu 1 TL'ye aldığım (ve bir önceki yazımda bahsettiğim) boncuklardır. İki farklı renkte karışık yaptım. Gördüğünüz kolye ve küpe için 2 kutunun tamamını kullandım. Ve tabiiiiiyki de küpelerini yapmayı unutmadım :)

Bu kolyelerin en çok sevdiğim tarafı renk seçeneğinin çok olması. İp ayrı renk, boncuklar ayrı renk... Çok hoşuma gidiyor ki! :)


Efeniiiim... Bu kolye ise boncuklarının bir kısmı (mavi-mor olanı) Bahçelideki bir milyoncu türü bir yerden, gri olanını ise Koton'dan aldım. İkisini de bozdum ve bu kolyeyi yaptım. En az böyle dört kolye daha çıkaracak kalan boncukların devamı elimde!

Modeli gaaaağyet sade. Resimde pek belli olmasa da parıl parıl parlayan birşey )

Yapımı da çok kolay. Hatta "kolay kolye" diye anlatmıştım daha önce... (bakınız burası).

Baktınız mı?

Dediğim kadar kolaymış değil mi?

Hem elde kalmış boncukları değerlendirmek için ideal!

Bu arada merak edersiniz belki diye söylüyorum, tutturma klipsini/çengelini yurt dışından almıştım. keşke daha fazla alsaymışım, çünkü elimdekiler bitmek üzere...

Son kolye ise... Aslında sadece taşını/boncuğunu göstermek için paylaştığım bir şey. Yapılışında bir numara yok yani! Süet ipi al, boncuk geçir, klips ekle, bu kadar! Boncuğunu abim getirmişti gelirken. Bu da pırıl pırıl! İlk fırsatta takacağım :)

Bunda da yine aynı kapama klipsinden kullandım.



İşteeeeeeeeeeeeee benden bugün de bu kadar efenim...

İyi olun, sağlıklı olun, huzurlu olun...

Koccaman koccaman sevgiler...




öyle...