5 Eylül 2014

BİRA TEPSİSİ

Arkideşler merhaba!

Nasılsınız inşallah?

HerkeŞin bu soruma "gayet iyiyiz" cevabını hep bir ağızdan verdiğini farzediyor ve ben de iyiyim, sağolun şeklinde yazımın giriş kısmına giriyorum :)

Evet! Evet... Ben iyiyim çok şükür. Verdiğim birkaç haftalık aradan sonra yine yeni yeniden Bodrum'dayım... Kaldığım yerden devam bizimkilerle... Söylemiştim, "bizimkiler" artık iki değil üç kişiler. Nani'miz var bir de... iki çocuk vardı evde, şimdi 3 oldular :)

Ayrı olduğumuz sürede biiiir sürü şey oldu hayatımda, iyileri de oldu daha az iyileri de. Hep diyorum olanları geri getirmeyle, değiştiremeyeceğim şeylerle uğraşmayı çoktaaaaan bıraktım. Bir ben var benden içeri, olan biteni sessizce izleyen, daha sakin, daha durgun!!! Şimdilerde onun peşindeyim... Bakalım gittiği yere kadar...

Bu arada resimlerden farkedeceğiniz üZRe son zamanlarda olan güzel şeylerden biri de yeni dövmem!!! Epeydir aklımdaydı, aklımda olacağına kolumda olsun dedim ve yaptırdım. İyi de yaptım :) (Not 1: Sağdaki fotoğrafta ağzım niye açık inanın bilmiyorum) (Not 2: Saçlarım epey uzamış değil mi?)

Neyse...

Ben bir tepsi kapladıymıştımdı Ankara'dayken. Onu göstereyim dedim. Bira etiketleriyle kapladığım bir tepsi. Ama bira olması elbette şart değil, kola ya da sevdiğiniz başka bir içecek de bence pekala olur ki!

Epeydir aklımdaydı bu, yaz başından beri de bu sebeple manyak gibi etiket topluyordum. Sağolsun bu noktada  Niiibek'in katkısını inkar edemem. Tüm bira zevkini mahvedip amman etiketini ben hemen alayım diye diye koca bir yaz korkunç şişelere bakmak zorunda bıraktım onu da!!!!

Aman, iyi de oldu canım..!

Tepsiyi nasıl kapladığımla ilgili yeni bir numara yok, bildiğiniz şeyler çoğunuzun. Ben bolca resimledim, kısa notlarla anlatmaya başlıyorum :)

Pek yapmazdım ama sileyim bi tepsiyi dedim. İyi ki de demişim, felaketmiş :)

Kuruduktan sonra boyamaya başladım.

Bauhaus'tan aldım zemini boyadığım boyayı. Adam çok iyi kapatır diye verdi ama sanırım ama kullandığım en az kapatan boyaydı. En fazla iki kat sürerim olur biter derken astar işi tahminimden çok daha fazla vakit aldı.


Bir de anlamadığım bir şey var; madem yarısına kadar dolduracaklar, neden kutuyu boya miktarının neredeyse iki katı büyüklüğünde yapıyorlar ki? Tıpkı patates cipsi torbaları gibi. Alırsın dev paket, bi açarsın ki sadece paketin üçte biri dolu!!!!

Neyse :)

Başladım boyamaya. Bir kat, iki kat, üç kat... 4.katı boyadım mı hatırlamıyorum. Allahtan televizyon karşısındaydım da o da oyaladı beni biraz. Yoksa accayip sıkılmıştım...

Bir de benden size bir tavsiye, boyama hadi neyse de, eğer peçeteyle veya başka birşeyle kaplayacaksanız eğer benim bu tepsiler gibi yanları oymalı, kakmalı tepsi sakkın almayın, insanı gıcık ediyor! Yani ben gıcık oldum. Özellikle kaplama aşamasında. Yemin ediyorum en az üç kere pencereden atasım geldi tepsiyi...

İki tane almıştım. Biri Efes diğeri Tuborg etiketleriyle kaplanacak. El atmışken ikisini de boyayayım aradan çıksın dedim ama...

Ama olmadı.

İkinci tepsinin yarısında fenalık gelince bıraktım. Nasıl olsa Tuborg'u şimdi yapmayacağıma göre boyasını da tamamlamak zorunda değilim ki'den yola çıkarak attım bi kenara!

Yapıştırıcı olarak peçete tutkalı kullandım. Ama kanımca normal tutkal da rahatlıkla kullanılabilir. Her bir etikette bol tutkal kullandım, üzerlerine de geçtim. Daha sağlam dursunlar, şişmesinler, kabarmasınlar falan diye...

Bundan sonrasını fotoğraflardan takip edebilirsiniz. Dar açı, geniş açı, önden, arkadan... her yandan çektim resimlerini.

Etiketlerin kalın olması nedeniyle yapışmaları peçeteye göre biraz daha zor oluyor elbette. O yüzden tutkalı bol kullandım. Üzerlerinden de her seferinde geçtim.














Bu yanlar bitirdi beni. İncik cincik, kes yapıştır kes yapıştır bitmedi bir türlü. Yani beni bitirdiler ama bitmediler!!!!

Sırf bu yüzden Tuborg için daha oyuntusuz bir tepsi almayı düşünüyorum. İyi ki başlamamışım ona da.

Anneme veririm ikinci tepsiye, o birşeyler yapar, boşa gitmez nasıl olsa :)

Vernik olarak mat selülozik vernik kullandım çabuk kurusun diye. Kurudu da :) Yalnız şunu farkettim ki iyi ki etiketleri yapıştırırken tutkalla üzerlerinden geçmişim... Şöyle ki; kullandığım vernik etiketlerin boyasını çıkarıyormuş.

Evet evet!

Kenarda köşede birkaç yere etiket yapıştırdıktan sonra üzerine tutkal sürmemişim. Amanın! Bir de baktım ki renkler birbirine karışıyor. Kalan kısmı biraz korka korka tamamladım ama kayda değer bir sorun olmadı. Yat verniğinde böyle birşey olmuyor tabi. Ama o da iki günde kurumuyor yaaaaaa...

İşteeeeeeee böyle arkideşler...

Benden bu defalık da bu kadar... Bu arada bir dövme daha yaptırdım ama onu bir sonraki yazıma sakladım :) Hani siz de meraktan ölüyordunuz ya, biraz daha meraklanın istedim!!! :)

Neyse...

Herkes kalsın sağlıcak ile, sevdiğiyle, sağlıkla, huzurla...

Güzel bi haftasonu olsun, e mi?

Not: Bu tepsinin yapımında yardımlarını esirgemeyen "şahıs"a teşekkürü bir borç bilirim :)))


19 Ağustos 2014

SAKSI KAPLAMAYA "EK"

Bir yazının herşeyi hazır olur da bu kadar uzun sürede neden yayınlanamaz, sormayın bilmiyorum! 15 gündür ha şimdi, ha yarın derken olmadı bir türlü...

Kısmet şimdiyeymiş diyerek abuk bir bağlamayla herkeŞe merhaba diyorum...

Burada saksı kaplamaktan söz etmiştim ya hani, elimde bir tane daha kaplanmış vardı, onu da göstermek istedim. Ikea'dan teeeeee ne zaman aldığım galvaniz gibi bir şeydi. Renksiz bir saksıydı. Dedik ki babamın caaaaanım bahçesi için biraz renklendirelim. Ortaya böyle birşey çıktı. Altına da birkaç delik açtım çivi çekiçle, ekti çiçeğini babam koydu kenara.






Şemsiye de neyin nesi diye soracak olursanız eğer hemen diyeyim... Şöyle ki; bazı çiçekler güneş pek sevmezmiş, babam da güneş tepede olduğunda böyle bir önlem alıyor. Hergün hiç üşenmeden kuruyor, güneş gidince kaldırıyor!
Yandaki kapı süsü orjinalinde aşağıdaki gibiydi. Eskitme beyaz türü bir şey. Paşabahçe'den almıştım. Astık kapının yanına gelince. Bir gün denizden geldim kiiiii amanın! O da ne? Benim beyaz süsüm olmuş rengarenk. Anneme göre aslında "hafif bir renk verilmiş". keşke önceki halinin resmini çekeymişim. Ona bile fırsat tanımadı hatun. Ben de arkasının resmini çektim, ön yüzü de hemen hemen aynıydıç



Bunlar da Tcihibo'dan son aldıklarım. İndirim temasında almıştım. Bildiğiniz desenli bantların epey geniş olanı. Sanırım duvar süsü, bordür amaçlı kullanılıyor. Hafif şeffaf gibi. Yani zemin desenli ise, koyu renkse göstermiyor pek kendini. Açık renkte hoşşşş :)

Neyse efeniiiiiiiim, benden bu kadar.

HerkeŞ kalsın sağlıcakla...


8 Ağustos 2014

PİYANGODAN ÇIKAN...

Merhaba arkideşleeeer!!!!
Büyükşehirlerin hemen her birinden feci yağmur-sel haberlerinin geldiği şu günlerde burada yaşadığımız en kötü şey hepi topu iki üç tane bulut görmek oldu...

Niibek canlısıyla konuştum. Dün akşam Ankara'da acayip yağmur varmış... Artık mevsimler de kaydı, olan da nasıl olacağını şaşırdı.

Tatilde olmanın güzelliklerinin yanında son bir hafta biraz sıkıntılı geçti burada... Daha erken yazacaktım aslında. Komşulardan üstüste gelen vefat haberleri, önce babamın hastalanması, annemin korkutması, dizim... derken şimdilik şükür herşey yolunda...  Ne olursa olsun, bir şekilde hayat hep devam ediyor, bazen biz gerisinde kalıyoruz ama o hep bildiğini okumakta...

Sol tarafta gördüünüz resim babamın çiçek havuzu. Evi alırken orası süs havuzuydu, tam bahçe yapılırken yıkılacaktı ki aklımıza böyle bir fikir gelmişti. Şimdi bakıyoruz da iyi ki gelmiş. Ne alaka şimdi diyeceksiniz? Ben de diyeceğim ki bunun da resmini yayınlamam konusunda babamdan bir süredir baskı görmekteyim!!!! Direnmekten se yayınlayayım olsun bitsin istedim! :):)

Yastık olayını artık kapatmıştım biliyorsunuz. Hem de kesin olatak (güya)! Güya'lı ve -mıştım'lı bir cümle kuruyorum maalesef... Çünkü geçen sene buradayken başladığım ama Ankara'ya dönerken getirmeyip burada bıraktığım tamamlanmamış bir yastık yüzü daha buldum!!!!! 

Te allamm yaaaaa..... Kabus gibi birşey bu. Ben bıraksam bunlar benim peşimi bırakmıyor.... 

Bu kadar örmüşüm, dikilmemiş hazırda bir sürü de motif var. 

Eeeee? 

Nolacak? 

Nooolacağı var mı! Mecbur bunu da bitireceğim! Bir arkadaşım var, epeydir peşimdeydi bana da bana da diye... Bu da ona gider muhtemelen.

Ama bu defa bunu bitirince "son" demeyeceğim. Ne zaman öyle desem tin tin yenisine başlıyorum. Bu kez "kısmet" deyip bırakacağım :)

 




Uzun bir süredir aradığım ama bulamadığım bir kitap vardı; Elif Gibi Sevmek. Baskısında mı bir hata varmış yoksa çok satmış da yetişmiyormuş, neden sebep epeydir yoktu piyasada. 

Sonunda elime geçti. Aslında pek tarzım bir kitap değil. Şöyle ki genelde roman, hikaye, polisiye türü kitapları seven biri olan benim şiir neredeyse hiç ilgi alanıma girmiyor. Ama bu kitabı çok beğendim. Facebook'ta biri paylaşınca ilgimi çekmişti, iyi ki de çekmiş. 

Hergün belli sayıda sayfa okuyorum ki hemen bitmesin diye....

Bugünün yazısını da işte bu kitaptan birkaç satırla bitiriyorum...




HerkeŞe güzel bir haftasonu diliyorum. Huzurlu, mutlu, bereketli...


1 Ağustos 2014

SAKSI KAPLAMA

Efeniiiiiiiim....

Sıcak-serin karışık bir Bodrum akşamından herkeŞe kocamaaaaaan MERHABA...!!!

Bugün de bitti akşam oldu! Bu sebeple iki adet az önce çektiğim 2 adet "Bodrum güneş batışı" fotosu ile girişi yapıyorum :)

Aslında gün ne ki,Temmuzu bitirdik Ağustos oldu, bayram bitti, sonrakini beklemeye başladık. Zaman burada sanki Ankara'dakinden daha hızlı akıyor gibi...

Bakıyorum da geleli neredeyse 2 hafta olacak, sanki iki gece önce gelmişiz gibi... Öyle hissetmeme rağmen günler yine de rutine bindi çoktan...

Biliyorsunuzdur, bahsetmiştim, bu sene 4 kişiyiz evde; annem, babam, ben, Nani. Bu bağlamda sabah kalkılır (sabah dediğim 10 civarı), kahvaltı edilir, bizimkilerle bir süre dıdıt yapılır ve deniz için hazırlanılır. Takriiiibi öğleden sonra 3 civarı denize inilir, 7 gibi de çıkılır. Yemek, duş, çanta, havlu derken eğer bir atraksiyon yoksa ki, çoğunlukla yok, odaya çıkılır, bilgisayar, kitap, müzik... derken gece 2 civarı da yatılır! Sorsan Bodrum'dayım!!!!!!

Ama pek şikayetçi değil, dinlenmedeyim... :)

Gelelim başlıkta bahsettiğim şeye... Teeeeee ne zaman babama yaptığım daha doğrusu biraz süslediğim saksılar vardı, içine birşeyler diker bahçeye koyar diye. Onları paylaşayım istedim...

Saksılar bildiğiniz plastik saksılardan. Hani şu bitki falan alırken yanında alırsınız ya, kahverengi olur, siyah olur, işte onlardan....

Yöntem en bilindik ve basit olanı; peçeteyle kaplamak, namı-ı diğer peçete dekupajı (veya dekopajı). hangisi doğru bilemiyorum!!!!

Sistem şu: Önce saksıları açık bir renge boyadım, peçete tutkalıyla tek kat olan peçeteyi dikkatlice yapıştırdım ve sonrasında da vernikledim! Bu kadar!




Bunun ağız kısmına peçetenin desenine uyan bir renk kurdele ekledim. Vernikten sonra yaptım bunu. Yapıştırıcı olarak da canım pritt kullandım.

Canım diyorum çünkü pritt büyük kolaylık. Gerçi ıslanınca muhtemelen çıkacaktır ama napiiiim! babam da dikkatli sulasın biraz çiçeklerini canım!!!!





Verniğini oldukça kalın sürdüm ki sularken falan ıslanırsa eğer, kabarmasın diye.

İşte böyle... Şimdi bahçede yerlerini almak üZRe bekliyorlar.

Bahçe demişken...

Babam çok feci tembihledi bu defa beni. Geçen yaz istediği güzellikte fotoğraflarını çekmemişim bahçesinin, bu sene daha özenli olmalıymışım!!!

Te Allaaaam al sen çek diyorum, yok illa ben çekecekmişim ama güzel çekecekmişim!!!

Çektiğim 13.897fotoğraftan şimdilik sadece bu üç tanesini beğendi, "bunları mutlaka internete koy" dedi. Kastettiği internete koyma olayı facebook mu yoksa blog sayfam mı çok emin olamasam da ben buraya eklemeyi uygun gördüm :)



İnstagram'a sardım bu aralar. Sardım derken epeydir kullanıyordum ama burada malzeme çok daha fazlaymış, anladım. Olur da "bi bakiiiim, neler paylaşıyo ki bu?" derseniz eğer kullanıcı adım demetdemetdemet, bilginize....

Neyse efeniiiiiim....

Benden bu akşamlık bu kadar...

HerkeŞe iyi geceler, tatlı rüyalar!

Kalın sağlıcak ilen.