23 Şubat 2012

KISKANDIRMA...!



Ne o???

Beğenemediniz mi başlığımı????
Ama öyle!
Bugünkü temam yeni şekilgeçlerimle sizi kıskandırmak.
Sadece şekilgeçler de değil ayrıca küçük kek kağıtlarımı da göstereceğim. Ben küçük kek kağıdı diyorum ama muffin ya da cupcake kağıdı da diyebilirsiniz siz...
Bilmiyorum hiç bununla yapılmış projelerle karşılaştınız mı ya da yaptınız mı???? 

Amaaaa çok güzel şeyler yapmanız mümkün bunlarla... Rengarenkler, boy boylar, yuvarlak şekilde kesmenize gerek yok, zaten yuvarlaklar! Kalın olmadıkları için çok kolay şekil verebilirsiniz, ucuzlar, markette, pasta malzemecilerinde ya da bir milyoncularda (nam-ı diğer 1 liracılarda) rahatlıkla bulabilirsiniz. 

Son kullanma tarihleri yoktur istediğiniz kadar saklayabilirsiniz. Baktınız kesme-yapıştırma işlerinizde kullanışlı bulmadınız ya da sevmediniz o zaman küçük kekler yapın, paranız boşa gitmesin...!
O kadar çok çeşitleri var ki bunların inanamayacaksınız. Girin Google'a ve görsellerde "cupcake liners" diye bir aratın, kendi gözlerinizle görün! Eğer daha da ileri gidip "bi araştırayım yav, neler yapılabilir ki bunlarla" derseniz eğer "cupcake liners craft" diye bakın, gördüklerinizi çooook beğeneceksiniz.
İşte ben de bir süredir biriktiriyordum küçük kek kağıtlarından. Şimdi zamanı geldi, göstereyim şöyle bir dedim. Hem belki sizinde ilginizi çekerim, sonraki projelerimi siz de denersiniz, kimbilir!!!???
Önce yeni şekilgeçlerimle başlamak istiyorum. Aaaaaa eskileride mi vardı diyorsanız eğer cevabım evet olacaktır. Tıklayın, bakın!


Biliyorsunuz Aralık ayının sonunda abim gelmişti. Kaçırır mıyım bu fırsatı??? O söylense bile verdim amazon.com'dan şekilgeç siparişlerimi, abim de (her zaman ki gibi) söylene söylene koydu çantasına getirdi! Ben de mutlu oldum :)

Ancak şunu da belirteyim ki yeni şekilgeçlerimden üç tanesini buradan aldım, yani internetten verdim siparişlerini, eve geldi. Çoğunuz biliyordur arts&crafts şekilgeçlerini...

Hah işte onlardan!

Başlıyorum efenim :)

İşte yeni delgeçlerimin toplu halleri...



Bunlar az önce bahsettiğim arts&crafts delgeçleri. Üçü de en büyük boyundan. Ama sanırım çam ağacının bir boy büyüğü olabilir gibi geldi bana, araştıracağım.

Önümüzdeki yılbaşı hazırlıklarına şimdiden başladım, görüyorsunuz değil mi?!!!



Bunlar da abimin getirdikleri. Beyaz renkte olan iki tanesi Martha Stewart şekilgeçleri. Sarı olan sivri köşeleri yuvarlaklaştırandan. Bende vardı ama kullana kullana artık köreldi sanırım, kağıdı yırtarak kesmeye başladı, yenisini aldım. Kar tanesi ise yine seneye yılbaşı konseptine dahil olacak.



Gelelim delikli olan beyaza... merak ettiniz değil mi nasıl kullanılacağını, ne işe yarayacağını?????

Söyliyeyim hemen. Kartın kenarlarına bu delgeç kullanarak delik açtıktan sonra bu deliklerden kurdele geçirerek süsleme yapıyorsunuz. Gözünüzde canlanmadı mı? O zaman hemen google görsellerden "ribbon stitch border punch" diye bir arama yapın, görün neler var!

Ben buraya küçük bir örnek koyuyorum internetten alıntı olarak. Benimkiler ise çok yakında karşınızda olacak, ısrarla bekleyiniz :)


Bunlar da çıktıları...! :)




Ve şekilgeçlerimdeki son durum;



Kıskandınız artık değil mi? bakın ben bu kadar çabalıyorum, uğraşıyorum bunun için, siz de kırmayın, "evet" falan deyin, rahat edeyim :)))

Gelelim küçük kek kağıtlarına...

Bunların da bir kısmı yurdum market ve bakkallarından bir kısmı da yurtdışından...






...Ve tabiyyyyyy ki yurtdşından aldıklarım...





Aşağıdakilerin bazıları metalik parlak renkte, fotoğrafta iyi çıkmamış.

Farkettiyseniz bunların boyları da diğerlerine göre daha küçük. Dedim ya çeşit bol, renk bol, seçenek bol...





Şimdi sizin yapmanız gereken yavaş yavaş bu kağıtlardan toplamaya başlamak. Gördüğünüz yerde alın, bir yapmaya başladınız mı gerisi gelir...

Bu arada belirtmeden edemeyeceğim, biraz sonra İstanbul'a gidiyorum efenim... Sabah 9'daydı uçuşum ama Ankara'nın o ünlüüüü sisi yüzünden 11'e ertelendi uçuşum. Bunları da zaten o arada tani sabahın köründe yazıyorum...

Söylemenize gerek yok elbette, 4 gün boyunca (İstanbul'da yaşamayan) tüm arkadaşlarımın yerine de gezeceğim, tozacağım, yiyeceğim, içeçeceğim. Sonra Ankara'ya dönünce "yav ben niye kilo veremiyorum" diye söyleneceğim...!

Siz hiiiiiiç merak etmeyin beni, kendi keyfinize bakın.

Haftaya görüşmek üzere...

Hoşçakalın, sağlıcakla kalın...!

:)))




17 Şubat 2012

BİR KUPA KAHVE...


Yine tutturamadım!

O kadar da hava atmıştım size sevgililer gününden önce bir proje daha yetiştiririm diye, olmadı!
Ama siz alıştınız artık değil mi ben ne zaman "şunu da yapacam, bunu da yapacam" desem hep birşeyler çıkıp da yapamadığıma...? Neyse... Sağlık olsun, maksat gönüller bir olsun diyereeeek konuyu bağlıyorum...

Ankara'da yaşıyorsanız eğer biliyorsunuzdur şu son bir aydır kış tam "kış"lığını yapıyor; kar, buzzzzzzzzzz, soğuk, ardından yine kar, yine buz... Herkes kayıyor, düşüyor, arabalar otoparklardan çıkamıyor, çıksa da dönünce yer bulamıyor falan falan! Babam tam beş kere düşmüş, tabi hepsinde de en az birgün sonra haberim oldu :( Allahtan en kötüsünü sadece el bileğinde bir burkulma ile atlattı.

Bunun dışında son günlerde bende bir havalar bir havalar! Sebebini sormayın çünkü cevabını ben de bilmiyorum... Bahar desen bahar değil, yeni hayat desen hiç değil, herşey eski taaaas eski hamam. Ama gelin görün ki ben de bir eda bir tavır! Halbuki iki aydır aralıksız devam eden bel ağrım artık sol bacağımı da etkisi altına almış durumda, kilo vermem gerek diye düşündükçe spora karşı bir tembellik, artı bir yeme isteği, saçlarımdaki beyazların hızla artmaya başlaması... ama bende bir keyif bir keyif :) Ne diyeyim, Allah bozasın...

E hal böyle olunca yani hem soğuk havalar, hem belimin ağrısı, insanda (yani bende) pek dışarı çıkma isteği olmuyor. istiyorum ki ben hiç çıkmayayım, herkes bana gelsin, bende toplanalım, yiyelim, içelim, patates kızartalım! 

Gerçi arkadaşlarımın çoğu çalıştığı için bu dediğim gündüzleri pek mümkün olmuyor. O yüzden annemlere gitmediğim zamanlarda haftaiçi genelde evde oluyorum. 

Ben evi, evini seven tipler vardır ya, işte koyu bir onlardanım. Biri dürtmese ya da zorunluluk olmasa günlerce evden hiç çıkmadan mutlu mesut yaşayabilirim...

Gündüzleri bir sürü keyfim var, internet, elişlerim, fx ve universal kanallarında yayınlanan ve tekrar tekrar izlesem bıkmayacağım polisiye-cinayet-suç dizileri, evi toparlamak, lüzumsuz yere çamaşır yıkamak, hobi işlerim ve kahve içmek...

Ben çoğu Türk insanı gibi ne yazık ki "çay"cı değilim. Çaydan anlamam, beğendiğim çay başkalarının değerlendirmesine göre ya bayat ya da lezzetsizdir. Millet üçüncü bardağını içerken ben hala mıyır mıyır ilk bardakla cebelleşirim. Restoranlarda yemek üzerine getirilen çayların çoğu bende hep yarım kalır. Evde kendi kendime çay demleyip içtiğimi hatırlamam bile, illa ki bir misafirimin gelmesi lazım. İşte bu sebeplerle ben "kahveci"yim. Neskafe çok seviyorum ya da dışarıda içeceksem filtre kahve. Aslı yaparsa eğer Türk kahvesine de asla hayır demem :)

Bu arada Aslı demişken... ilan etmediğim bir burası kalmıştı, buradan da söyleyeyim, ASLIIIIIIIIIIIIIIIIIIII.... Yeni işin hayırlı olsun :))

Neyse, tekrar kahve olayına dönecek olursak...

Ocak ayının ikinci haftası İstanbul'a gittiğimden ve orada çok güzel vakit geçirdiğimden söz etmiştim. Birkaç gün çok sevdiğim ve çoooook eskilerden bir arkadaşımda kaldım. Bana kullanmadığı bir "french press" hediye etti. Benzerinden hemen her ev-mutfak eşyası satan yerlerde rahatlıkla bulunabilir. Ben kahveyi bu kadar sevmeme rağmen neden daha önce bundan almamışım, birine aldırmamışım, bilemedim...???

Bu arada benim french press'im aşağıdaki resimdekinden daha güzel!!!


O kadar keyifli kahveler yapıp keyifle içiyorum ki... Dedim ki size de anlatayım nasıl yapılıyor diye ama yandaki tarifi buldum buradan. En az benim anlatacağım kadar güzel anlatmış anlatan...! (heh heeee)


Tarifi yapanın da belirttiği gibi ne yazık ki kahvenin bekleme süresinde biraz soğuma durumu var. Benim bu sonra bulduğum çare şudur: Demlenme süresince orta boy bir havlu ile french press'in üzerini kapatıyorum ve böylece soğumasını en aza indiriyorum.

Kahveyi kupaya boşalttıktan sonra mikrodalgada 10-15 sanıye ısıtmak da ayrı bir çözüm olabilir...

Kahve hakkında birşeyler öğrenmek isterseniz eğer size burayı da gezmenizi şiddetle öneririm...


Çalıştığım yıllarda kış mevsimlerinde en büyük hayalim o an evde pijamalarımla oturup elimde kahvem ve televizyonun önünde eski bir Türk filmini izliyor olmak olurdu hep... Şimdi bunu yapabilmek için bir sürü vaktim var ve ben her seferinde bunu yapabildiğim için şükrediyorum...

Şimdi de bu yazıyı bitirip güzel bir kahve yapacağım. Sonra ayaklarımı altıma toplayıp bir elimde kumanda diğer elimde kahve kupamla kanepeye oturup sonraki birkaç saatimin tadını çıkaracağım...

:))))))))



10 Şubat 2012

SEVGİLİLER GÜNÜ KARTI - 2

Efeniiiiim...!

Yeniden merhaba!

 Hah haaaaa, ikinci kart yolda dediğimde inanmadınız değil miiiii? Kessin yetiştiremem sandınız!

Ama ne oldu?

Haklı çıkan ben oldum, dediğim doğru oldu, kartın ikincisi iste burada...!


Malzemeler daha önce yaptığım karttan pek de farklı değil. ............ Nassı yani? Yoksa siz ilk karta daha bakmadınız mı? Aaaaaaa, olmadı ama.  Hemmen tıklayın buraya, önce ona bir göz gezdirin, sonra buraya gelin.
....
....
....
....
Baktınız mı?


Hah!

Tamam o zaman başlayalım...

İşte malzemeler...

-Çeşitli boylarda, renklerde, karton
-Fotoğraf
-Çeşitli desenlerde çıkartmalar
-Pritt türü yapıştırıcı
-Cetvel, kurşun kalem
-Makas, zigzag makas (surfle makası)


Tabi ki fotoğraf olarak kartı vermek istediğim kişiyle (arkadaş, yeğeni, abi...) çekilmiş bir resmimi kullandım. Kendisini kısaca "Niiiibek" olarak adlandırdığımız bu canlı, güzel yüzü ve harika kalbiyle hayatımda fark yaratan sayılı kişilerden biridir. İyi ki vardır, iyi ki hep olsun türü bir şeydir :)



Bu kartta kullanacağım resimleri çerçeve içerisine alıp kartın üzerine yapıştıracağım. Çerçeve şeklindeki kartonlar turt dışından aldığım "yırt-yapıştır" türü bir setten. Hemen yüzünüzü buruşturmayın. Tabiiiiyki siz de kolaylıkla çizip kesip aynılarından elde edebilirsiniz. Hatta örnek olsun diye aşağıya word'de hazırladığım bir şablon koyuyorum. Kare veya dikdörtgen, büyüklük, çerçevenin rengi... tamamen sizin zevkinize kalmış.




Ardından fotoğrafı çerçeveyi ortalayacak şekilde yapıştırın.

Aşağıdaki yılbaşı gecesi çekilmiş olup sağdaki kısa olan şahıs ben'imdir. Aslında saçlarım biraz daha dalgalıdır ve o gece fön çektirdiğim ender günlerden biri olarak tarihe geçmiştir :)

Altta da fotoğrafı karton çerçeveye yapıştırdıktan sonraki hali görülmektedir.

Ardından fotoğrafın çerçeve dışına taşan kısımlarını makasla düzgünce kesin.





Sonrasında çerçevenin sivri köşelerini yuvarlaklaştırdım.

İkiye katlayarak kartımı oluşturacak kartonun (ki bunun da ölçüleri tamamen size kalmış) bir kenarını makasla zigzag yaptım. Kesmeden önce oluşabilecek herhangi bir kazayı önlemek için önce tersinden kurşunkalemle hafifçe çizdim.





Gelelim çok sevdiğim çıkartmalarıma. Sanırım yeğenim almıştı bunları bana birşey hediyesi olarak ama neydi şimdi hatırlayamadım. Kendileri üstüste yapıştırımış desenlerden oluşan çıkartmalar, yani boyutlu. Aslında yapımları çok kolay. Yakında onlardan da nasıl yapabileceğinizi göstereceğim.

Offfffff neler yapılmaz ki bunlarla...!

Kıskanın ve çok beğenin diye bir tanesinin daha büyük ve detaylı fotoğrafını da ekliyorum :)





Elinizdeki çıkartmaları veya kesip yapıştırıcıyla tutturacağınız çıkartma amaçlı desenleri kartın ön yüzünde uygun gördüğünüz yerlere yapıştırın. Bu arada bir şeyi daha hatırlatayım, fotoğraflarınızın arkalarına ya da ön yüzünde uygun olan yerlerine çekildikleri tarihi atmayı unutmayın. Nasıl olsa hatırlarım diyorsunuz ama bir süre geçince hatırlamak inanın çok zor oluyor...









Yandaki ifadeyi nasıl hazırlayacağınızı biliyorsunuzdur. Ama ben çok çabuk unuturum, bak yine unuttum, nasıldı yav derseniz eğer tıklayın, hatırlayın!




Ben bunun kartın içine yapıştırmayı tercih ettim. Çünkü ön yüzü yeterince dolu. İçerisinde nereye yapıştıracağınız da tamamen sizin zevkinize kalmış...



İşte efenim, kartımın son hali budur...



Aşağıdaki kartlar da yine aynı yöntemle hazırlamış olduğum diğer kartlardır... Örnek olması açısından... Bi bakın derim :)

Bu kart canım, koccaman canım Sarah için hazırladığım.

Siz bunları okurken bu kart aşağıdaki diğer kartlarla beraber çoktan postaya verilmiş, Amerika yolunu yarılamış olacaklar bile...

Not: Gözlüklü olan Sarah'dır :)



Bu da abime gitmiş olan karttır. Kendisi bu tür günleri sevmeyen, önemsemeyen, gereksiz bulan, unutan şahısların başında gelir ama onun bu tavrı beni engellememektedir neyse ki! Ben kartımı yapar yollarım, artık o ne yaparsa yapar, orasını bilemem :)

Kolaylıkla tahmin edeceğiniz üzere fotoğraf yıllaaaaar yıllar öncesinde çekilmiştir ama ne yazık ki tarih düşülmediğinden tam zamanı bilinmemektedir :(

Ve göreceğiniz üzere sadece şimdi değil, küçükken de çok güzelmişim...! (ehi!)






Ve son kart da abimin eşi (yenge lafını hep çok garip bulmuşumdur) Lydia için yaptığım... O da benim için dünya iyisi insanlardan biridir...





İşte... Benim marifetlerim şimdilik bunlar...

Günlerden oldu Cuma, sonrası haftasonu. Ankara yine karlı. Offfff tam buzlar biraz eridi derken tüm gün yine kar yağdı. Evde bir haftasonu geçecek gibi... :)

Herkese güzel günler diliyorum efenim.

Gönlünüzce bir haftasonu olsun...