21 Kasım 2012

KARTON KALEMLİK!

Efenim... Yeniden merhaba...

Kışın artık iyice kendini belli etmeye başladığı şu günlerde dilerim içiniz Ankara'nın havası gibi kapalı değildir...

Ben öyle olmaması için sıkı bir direnme içerisindeyim, şimdilik herşey yolunda... :)

Başlık "karton kalemlik" ama aslında "Karton rulodan kalemlik" daha doğru olurdu. Hatta ve hatta "tuvalet kağıdı rulosundan kalemlik" en uygunu olurdu!

Evet... Evet! Tuvalet kağıdı rulosu. Gerçi bakmayın siz benim böyle hayretler içerisinde anons etmeme. Eminim çoğunuz internette gezinirken bu karton rulolardan yapılan bir sürü şeye rastlamışsınızdır daha önce. Bir de burada "rastlayın" istedim. Hatta rastlamakla kalmayın, siz de yapın...

Yapın, çünkü çok kolay!


Yapımında ihtiyacınız olan şeyler ise çok kolay; bir kutu, kaç tane olacağı size kalmış sayıda tuvalet kağıdı rulosu (ki bundan sonra sadece "rulo" diyeceğim), kendinden yapışkanlı-desenli kağıt ve sıcak slikon tabancası. Temel olarak bunlar ama süsleme olayına girerseniz eğer bunlara ek olarak bir de "siz ne isterseniz"!
Ben belki iki yıl öncesinden bu ruloları bir kutuya koyup dolabın tepesinde, köşesinde bir yere koyup saklamışım. İnanın hiiiiiç hatırlamıyorum bile o zaman ne düşünerek bunları kenara ayırdığımı... Ama zamanı şimdiyeymiş, şimdiymiş. Gün yüzüne çıktılar şimdi kullanılmak üzere.
 




Ben ruloları kaplamak için güllü-dallı desende yapışkanlı kağıt kullandım. Fazla yoktu elimde, bu projeyle elimde kalanı da değerlendirmiş de oldum. Yapışkanlı kağıdı kesmeden önce hangi büyüklükte keseceğimi belirlemek için rulolardan birini keserek şablon olarak kullandım. Tabi siz bunun yerine cetvelle ölçüp keserek de aynı işi yapabilirsiniz...

Aşağıdaki resimleri takip edin lütfen.
Seviyorum yapışkan kağıtları. Bulması kolay. İsterseniz metre işi de satıyorlar. Genelde kırtasiyelerde satılıyor dc-fix adıyla. Yapı marketlerde de bulmak mümkün. 
 
Neyse... Yapışkan kağıdı keserken tam olarak kuloyla aynı boyda değil de hem eninden hem boyundan biraz daha uzun kestim. Boyfan olan uzun kısmını rulonun içine kıvırıp yapıştırdım, ki daha güzel görünsün, içi görünmesin diye...
 
Tekrar bakınız aşağıdaki resimler;
Ben sekiz tane rulo kapladım çünkü kullanacağım kutuya sekiz tane sığdı. Eğer sizin kutunuz daha büyükse/küçükse sayıyı artırıp azaltabilirsiniz...
 
Ardından devreye kutuyu süsleme giriyor. Bu kısım yine size kalmış. Ben sade olsun istedim, kaplanmış rulolarla takım olsun istedim ve yine aynı kağıtla kapladım. Zaten kaplanması da zorunluydu, çünkü üzeri yıpranmıştı. Dört tarafını da kapladım. Kapladım derken komple değil, kırmızıları da görünsün istedim...


Bu kalemliği yapma sebebim aslında "bi dolu" kalemimin olması kutularda bekleyen... Zaten muhtemelen sadece buna sığmayacak. Bir tane daha yapmam şart!
 
 Neyse, öncelikle bunu bitirelim...
 
Ve son aşama; sıcak slikon tabancasıyla ruloları kutuya tutturmak. En çabuk biten aşama da burası. Azıcık oyalanınca slikon hemen kuruyor! Ve işte sonuç!
 



İşte bitti bile...
 
Doldurun şimdi kalemleri, boyaları içine...
 


Dediğim gibi hem kolay hem de kısa süreli bir proje değil mi?
 
Hazır el atmışken bari tam olsun dedim, bir tane daha yaptım. Yöntem aynı. Sadece kullandığım yapışkanlı kağıdın deseni farklı. Bir de artaksiyon olması baaaabında rulolara sarı elektrik bantı yapıştırdım rastgele, hareketli olsun istedim :)
 
Bu aralar instagrama takmış durumdayım, hani şu fotoğraf paylaşım sitesi. Yeni telefon almıştım ya, onunla da bol bol resim çekip duruyorum. Aşağıdaki resimler de instagram uygulamasıyla çektiğim resimler.
 
Bu arada ikinci kalemliğimi de görebilirsiniz...
 


Neyse efenim....
 
Benden bu kadar...
 
Ve son birşey daha, az kalsın unutuyordum ve çok da ayıp ediyordum. Bu projenin fikri bana ait değil ama kime ait, onu da bilmiyorum. Facebook'da gördüğüm ve aşağıda paylaştığım fotoğraftan esinlenerek yaptım. Her kime aitse eline sağlık, fikrine hürmet!
Herkes kalsın sağlıkla, sıhhatle...
 
Görüşmek üzre efenim!
 
Sevgiler :)
 
 
 
 
 
 
 

19 Kasım 2012

TAŞ BOYAMA - BU DEFA ANNEMİN MARİFETLERİ

Artık yüzbin kere tekrar etmeme gerek yok, biliyorsunuz bu yaz uzuuuuuuun bir Bodrum olayı oldu. Plansız bir şekilde uzun kalındı, pek malzeme yoktu boş zamanları değerlendirmek için, falan falan... Bunun için ben de masa sehpa boyamaya, konu komşunun takımlarını tamie tmeye başlamıştım ki epeydir aklımda olan bir fikri uygulamaya koymaya karar verdim: TAŞ BOYAMAK!


Taş, bildiğiniz taş. Biraz büyükçe ve olabildiğince düzgün yüzeyli, pürüzsüz. Deniz kıyısında olunca da bulması gaaaağyet kolay. Gerçi ben sahile inip taş aramak yerine yan komşunun (ki kendisi Nilgün'dür) özenle düzenlediği ve baktığı çiçeklerinin etrafındaki taşları ele geçirmeyi tercih ettim.

Hemen öyle ayıplamayın beni canım! En az sekiz on tane de ona yapıp verdim :) Alan memnuuuuuun veren memnun!!!

Aşamaların fotoğrafları maalesef yok ama ben detaylıca anlatmaya çalışacağım... Malzemelerse boya, fırça ve vernikten ibaret.

Dediğim gibi taşları seçerken geniş ve düzgün yüzeyli olmalarına gayret ettim. Hem desen için geniş yeriniz oluyor hem de boyaması daha kolay.

Taşı öncelikle temizleyin. Ben bunun için (herşeyi temizlemede olduğu gibi!) ıslak mendil lullanıyorum. Yakında evi de bunlarla temizleyeceğim, cam, çerçeve, masalar...artık Allah ne verdiyse :)

Sonra da taşı istediğiniz bir renkte boyayın. Ben bunun için eve yakın bir yapı markete gidip küçük renk tüplerinden birkaç tane aldım. Su bazlı. Küçük boyda olduğu için boya erttı, kaldı, kurudu derdi olmuyor, bir de seçenek çok fazla. İsterseniz beyaz ekleyerek de aynı rengin onlarca farklı tonunu elde etmeniz de mümkün...

Zemini ben ikişer, hatta bazı renklerde üçer kat boyadım. Su bazlı olduğu için zaten beş dakikada kuruyor. Kapının önünde açıkhavada yaptığım için de koku derdi falan olmadı hiç.

Ben işin bu zor, çok zor, en zor (!!!) kısmını bitirdikten sonra annem devreye girdi ve desenlerini çizdi boyadı. Desenlerin bir kısmını kopya kağıdı ile taşa geçirip boyadı, bir kısmını da hiç çizmeden doğaçlama yaptı, ki ben ikinci yolla yaptıklarını daha çok beğendim.

Mesela bu yandaki o şekilde yapıldı. Tam yılbaşılık değil mi?

Boyarken de inceden kalına birçok fırça kullandı, çoğunlukla ince ama. Akrilik boya, onların da sedefli olanları annemin favorisi. Bazen guaj boyayla ve hatta sulu boya ile de karştırıp farklı renkler elde edip kullandığı oluyor.

Bana kalsa ben bu ince iş kısmını hiç beceremem. Ne o öyle ıncık mıncık!!! Ama annem bayılıyor, hastayım demedi bazen günde üç dört tane boyayıp bitirdiği oldu.

Desen boyamaları bitince yaklaşık birer gün beklettim kurumaları için. Çünkü zeminler koyu renk olduğu için desenin belirgin olması en az üç dört kere üstüste gitmesiyle mümkün oluyor. Ve genelde de bunları her kat tamamen kurumadan yapıyor annem. Vernik için tamamen kurumalarını beklemezsem eğer o zaman boya dağılıp bozulabiliyor...

Desen belirleme, çizme, boyama işleminden sonra geliyor ennnnnnn zor üçüncü aşamaya ki onu da yine ben yapıyorum: VERNİKLEME!

Vernik olarak ben her zaman ki gibi yine yat verniğini seçiyorum, dayanıklılık açısından. Bana göre tek dezavantajı geç kuruyor olması. Kokusundan şikayetim yok, aksine bayılırım vernik kokusuna! Bu arada unutmadan belirteyim, verniğiniz biraz katı gelirse size ya da önceden açılmış bir vernikse kullanacağınız, tinerle inceltebilirsiniz...

Verniklemelerini de ikişer kat yaptım ben, ama bu size kalmış. Önce bir yüzünü vernikledim, kuruyunca diğer yüzünü. Burada dikkat etmeniz gereken vernikleyip kurumaya bıraktığınız zaman yanlardan verniğin akımaması. Aksi halde biraz çirkin bir görüntü oluyor. Ama olursa da çaresi yok değil, bir kat daha vernikleyin.

Yat verniği çok bulaşık birşey, yapış yapış da. Çalışırken yanınızda tinere batırılmış bir bez işinizi kolaylaştıracaktır. Bir yere sürünüp bulaştığında hemen bezle silin, leke kalmıyor.

Bir de vernik tam kurumadan taşı elinize alırsanız/ellerseniz hemen elinizin izi çıkıyor. Sizi rahatsız etmezse sorun yok. Aksi halde bir kat daha verniklemeniz şart efenim :)

Daha önce bahsetmiştim, bir kere daha yineleyeyim; vernik için kaliteli fırça kullanmanıza gerek yok. Çünkü verniğin kendisi bile fırçaya zarar veriyor. Boşuna fırçayı temizlemek için tiner israfına gerek yok. Alın ucuz fırçalardan, tüm vernik işlerinizi bir kerede tamamlamaya çalışın ve arkasından fırçayı atın gitsin. Yaklaşık yirmibeş tane kadar taş için iki fırça yetti de arttı bile. Tanesini bir liradan almıştım...

Gelelim nerelerde kullanabilirsiniz bunları meselesine... Elbette ki dekoratif amaçlı. Ama yer olarak kullanım alanı tamamen size kalmış, Orta masa üzerine veya varsa kitaplığınız raflarına çok güzel olur bana göre. Büyükçe bir taşsa eğer kapıların kapanmasını önlemek için önlerinde ağırlık olarak kullanabilirsiniz. Bir arkadaşım büyük bir cam vazonun dibine yacağını söylemişti. Sanırım genişçe bir vazoydu.

Hediye de edebilirsiniz. Ben böyle bir hediye alsam sevinirdim... Tamamen el emeği ve yıllar geçse bile eskimeyecek, bozulmayacak birşey...
Temel amaç aslında annemin oyalanmasını sağlamak ve dolayısıyla ağrısını sızısını azaltmaktı ama sonuçtan ben de çok memnun kaldım, çok sevdim boyama taşlarımı :)

Hatta şimdiden birer ikişer tane birçok yere hediye olarak gitti bile...

Tabi annemin boyama eserleri sadece bu taşlardan ibaret değil. O ahşap boyama işlerini daha çok seviyor. Ama benim "taşları boyamazsan sana tahta da yok" tehditlerim (!!!) karşısında çaresiz kalıp bu işe girişti :) Başka bir yazımda da boyadığı diğer şeylerden örnek vereceğim. Belki size ilham olur, uzunca bir süredir ertelediğiniz boya işlerine başlamaya karar verirsiniz...


Neyse efenim...

Benden bugünlük de bu kadar...

Bu arada, kendimi şaşkınlıkla izlediğimi de belirtmek istiyorum. İstikrarım beni bile şaşırtıyor. Bir paylaşma hevesi, bir yeni projeler yapma hevesi... Allah Allah... Havalardandır diyeceğim ama sıcak da değil ki :)

Neyse efenim...

Siz bu satırları okurken muhtemelen hafta başlamış olacak, çalışıyor olacaksınız... Bu sebepleeeeey herkese iyi bir hafta, sağlık, huzur ve güleryüz diliyorum...

Herşey gönlünüzce olsun, içiniz sevgiyle dolsun...






16 Kasım 2012

DOĞUMGÜNÜ KARTI HAZIRLAMA... SARAH İÇİN...

Merhaba efenim...

Beklenmedik bir şekilde karşınızdayım yine! Beklenmedik diyorum çünkü ben bile bu kadar çabuk yeniden bilgisayar karşısına geçeceğimi ummazdım da!!! :)

Biraz koşturmacalı bir Cuma günü geçirdim. Hatta bugünün Cuma olduğunu dahi akşamüstü farkettim, nedense hep Cumartesiymiş gibi geldi bana...

Yılbaşı yaklaşıyor ama ben henüz o moda giremediğim için süslemeye dair bir paylaşımım yok bu aralar. Ama Aralık ayı tamamen değişebilirim :)



Bugün yeğenim için hazırladığım doğumgünü kartını paylaşacağım. Doğumgünü geçeli gerçi epey oluyor ama kartı anca yollayabildim!!!




Malzemeler klasik. Çoğu "kart" hazırlama projesindeki şeyler; karton, makas, yapıştırıcı, renkli kağıtlar vs. Ama ben yine de kendi kullandıklarımın listesini vereyim...

Gerekli Malzemeler:

- Renkli karton
- Renkli kağıtlar
- Desenli bant
- Şekilli makas
- Örülmüş küçük kalpler
- Stick şeklinde ve sıvı türde (uhu) yapıştırıcı
- Cetvel, kalem, makas
- Şekilli/yazılı mühürler (damgalar)

Artık bu şekilli makasları bulmak kolaylaştı. Bir sürü kırtasiyede gördüm. Ben yaaaaaa fi tarihinde abime getirtmiştim. Ne çok dalga geçmişti benimle çoluk çocuk şeyleri istiyorum diye!!! Bu arada resimde ters yönde duran ve içine örülmüş kalpleri koyduğum fil şeklindeki minik tabak bir arkadaşımın hediyesi. Mudo'dan almış. Çok hoşuma gitti. Gerçi onun bu hediyeyi bana kahvenin yanına kurabiye falan koymam için aldığına eminim ama... neye niyet neye kısmet iste! :)

İlk olarak elimdeki kartonu ortadan ikiye katladım. Karton olarak Tchibo'dan aldığım, bir önceki post'umda bahsettiğim kartonlardan kullandım. Kartonun büyüklüğü A4 boyutunda. Belki bilmeyeniniz olabilir diye belirteyim A4 büyüklük = bir dosya kağıdının büyüklüğü.



















Ardından kartın kullanacağım yüzünü belirleyip açılan kısmının kenarından yaklaşık 1cm kadar içinden bir çizgi çizerek şekilli makasla kestim. Şekilli makas elbette ki bir seçenek. Eğer sizde yoksa düz makasla da kesilebilir...

















Sonrasında içte kalan kısmın kenarına desenli bant yapıştırdım. Ben kolayına kaçtım. Siz dilerseniz eğer renkli veya desenli kağıdı şerit şeklinde kesip yapıştırarak da (birazdan kapak kısmında benim yapacağım gibi) aynı işi görebilirsiniz...
























Sıra geldi kartın ön yüzünü süslemeye. Bunun için ben daha önce bir sürü hazırlamış olduğum ve kenarda koyup "sırası gelince kullanırım" dediğim desenli kağıtları kullandım. Bu kağıtları da ya yazıcıdan çıktı alarak oluşturmuştum ya da desenli kağıt defter kaplamalarından... Bu kağıtları daha önce de farklı şeylerde kullanmıştım. Hatırlamak isterseniz eğer buraya ve buraya bakabilirsiniz... Kağıtları yapıştırmak için pritt türü yapıştırıcı kullanmayı seviyorum. Dağılmıyor, dışarıdan iz bırakmıyor, kuruması için beklemeniz gerekmiyor...






















Ardından da tığla ördüğüm kalpleri yapıştırdım dilediğim gibi. Bunu da yaparken yapıştırıcı olarak uhu kullandım. Can çekişen uhu demem gerekir çünkü dibinde az biraz kalmış, kalanın da yarısı kurumuş, yapıştırana kadar canım çıktı :) Bu arada "manın! o kalpler ne kadar güzelmiş, bayıldım, ben de yapmalıyım" gibi bir takım düşünceler geçer ise aklınızdan fikrinizden, buraya tıklayarak o sorunu da kolaylıkla çözebilirz efenim :)))























Resimler pek gerçek renklerinde çıkmadı uğraşmama rağmen. Hatta tam aksi çok soluk çıktılar. Akşam fotoğraf çekince bir türlü tutturamıyorum ayarı. Ya karanlık oluyor ya da gölgeli... Sabah çekerim demiştim ama kartı bitirdikten sonra içini de yazıp zarflayınca bu da mümkün olmadı ne yazık ki...

Sonra kartın içerisi biraz daha renklensin diye bantla bir sıra daha geçtim.



















Sonra tam yazımı yazıp bitirecektim ki, biraz daha hareketlendireyim kartı diye düşündüm ve damgalarımı kullanmaya karar verdim, özellikle de doğumgünü temalı olanları... Hem içinde hem de kapakta kullandım.

















 Ve işte kartın son hali. Geriye kalan tek şey gecikmiş de olsa iyi dileklerle dolu bir doğumgünü mesajı yazmakve Sarah'nın (eminim ki) dört gözle beklediği Mustafa Ceceli cd'sini eklemek! :)




































İşte kartım bu kadar. Malzemeler insanın elinin altında olunca inanın o kadar kısa sürdü ki yapımı... Bunun için hep diyorum ya, vaktiniz varsa eğer, yaptığınız şeylerden hep fazla fazla yapın. Burada kullandığım örme kalpler ya da renkli kağıtlar hep daha önce yaparken fazladan yapıp kullandıklarım oldu. Emin olun ki acil durumlarda işinizi görmek için ideal...!

Bugün biraz kısa kesiyorum.

Çünkü çok yorgunum

Yarına da bir sürü işim var. Şimdi elektrikli battaniyemi çalıştırır, yüzümü gözümü temizleyip 10 dakikada sıcacık yatağıma girer, biraz kitap okur sonra da en derin uykyulara dalarım efenim...

Neyse...

Kalın sağlıcak ilen :)

Sevgiler