9 Mart 2013

AYNA AYNA SÖYLE BANA...!

Efeniiiiiimmmmm...

HerkeŞe güzel Cumartesiler olsun inşallah...

Dilerim haftasonu iyi geçiyordur, benim gibi hasta olmadan.... (hırrrrrrrrrrrrrrr)

Neyse, artık ben bile bıktım "yine hastayım" yazılarımdan. Bu sebeple doğrudan konuya geçiyorum :)

Kolay bir proCe var bugün.

Fotoğraflardan kolaylıkla tahmin edebilirsiniz. Birkaç küçük açıklamam var, onları da önden veriyorum. Güllerin yapılışı için buraya bakabilirsiniz. Aynayı (daha önce bahsetmişmiydim hatırlayamadım) ilk İkea alışverişimde almıştım. Dörtlü olarak satılıyor. Fiyatı? Onu da hatırlayamadım! Daha önce bir tanesini daha kullanmıştım, o da burada. Kullandığım kartonun bir özelliği yok, aldığım kıyafetlerden birinin içinden çıkan kartonu kullandım. Yapıştırdığım şeylerin iyice yapışması için üzerlerine ağırlık koydum ya da mandalladım...

Başlayalım o zaman :)










Bu arada kurdelelerimin durduğu kutuyu hatırlamışsınızdır diye umuyorum.

...........
...........
Yaaaaaaaaaaaaaa....!!!

Hatırlamadınız demek?????

O zaman hatırlatırlar işte böyle :))








İşteeeeeeeeeeeee   böyle efenim....

Ben şimdi yine "ıhlamur-limon + battaniye + tv" moduna geçiyorum, yaklaşık üç dört saat böyle kalacağım...!

Neyse,

HerkeŞ iyi olsun, güzel güpgüzel bir haftasonu geçirsin...

Sevgiler :)





6 Mart 2013

ŞAL, KUTU-ŞİŞE, MASA

Arkideşler merhaba...

Yine hasta olur gibiyim :(

Sabahtan bu yana içtiklerimin hesabını tutamadım bile...

Bu arada bir süredir bağışıklık sistemini güçlendirici ilaç almam da cabası...

Neyse....

Ankara'da hava güneşli ama buzzzzzzzzzzzzzzzzz.... Acaba hastalanmama sebep bu mudur????

Diyereeeeek bugün paylaşacaklarıma geçiyorum...

İki şişe daha kapladım, annemlere götürdüm, yazlığa gidecek kutuya konuldu bile :)

 Bunun boş bir pringles kutusu olduğunu tahmin etmişsinizdir sanırım. Şeritlerini kurdelelerle yaptım, kalın kurdele üzerine ince kurdele şeklinde. Yapıştırırken pritt türü yapıştırıcı kullandım yine.
Yıldızları tığla örerek yapmıştım çok zaman önce. Nasıl yapıldıklarını merak ederseniz eğer buraya lütfen :)

Üzerinde bulunan çiçekli gibi olan şeye gelince.... Bunu çoooook uzun zaman önce almışım. Alıp bir yere koymuşum. Koyduktan sonra da tamamen unutmuşum!!! Tesadüfen buldum! Ciddiyim! Bulduktan sonra Euroflora'dan aldığımı hatırladım, hepsi bu.








Gülleri artık biliyorsunuzdur... En az bin yerde kullandım bunları!!!  :) Yapıştırırken hep pritt hem uhu kullandım. İyice yapışmaları için yine burada yaptığım gibi bir süre iple bağladım.


Taşları hatırladınız mı? Sarılı olan peçete kaplama, yeşil ise elde boyama.

Bunların yapımından da bahsetmiştim daha önce. "Bi bakiiim" derseniz eğer peçeteli için buraya, boyamalı için buraya efenim :)

Zemine doladığım ipler kalın olduğu için çok çabuk ilerledi, kolay bitti, tavsiye ederim :)

Bunun dışında kuzenimin gelirken anneme getirdiği şalı da paylaşmak istiyorum. Ne şekilde örüldüğü hakkında hiç bir fikrim yok ama yapanlarınız varsa eğer, belki fikir olabilir...




.... Ve son olarak gecikmiş bir paylaşım daha...

Hani teeeeee yılbaşından önce kuzenime yemek için kullanacağı birkaç şey hazırlamıştım; bardak altlıkları, peçete halkaları, isimlikler... Verirken de sıkı sıkı tembih etmiştim ki resimlerini çekip hemmen bana yolla diye... Anca elime ulaştı :)




İşteeeeeeeeee böyle...

Ben şimdi gidip 36. bardak ıhlamurumu yapıp içeyim, biraz da burnumu çekeyim :)

Siz kalın sağlıcak ilen...

Sevgiler :)


2 Mart 2013

HAFTASONUUUUU :)

Arkideşler!

Merhaba yine :)

Az biraz soğuk ama çokça güneşli bir Ankara günüydü bugün. Sanırsam bu sebeple trafik de felaketti. Bahçeli'de park yeri bulmak imkansız olduğu gibi yürümek de imkansız çünkü tüm kaldırımlar artık araba park yeri şeklinde :)

Merak ederseniz söyleyeyim, bahsettiğim İkea olayını gerçekleştirdim. Ama ondan önce yeni açılan (yaklaşık 1 ay önce) Bahçelievler Sosyete Pazarı izlenimlerinden bahsedeyim...








Çok kalabalık değildi. pazar kültürü pek olan biri değilim, kuzenim daha yeni olduğu için pazarın tam oturmadığı fikrine vardı. Fiyatlar hakkında da pek fazla birşey diyemeyeceğim ne yazık ki... Ama anneme uzun süredir aradığım büyüklükte bir eşofmanı burada bulabildim, hem de komik bir fiyata; 7,5 TL.  :)

Bu arada oldukça ilginç şeylerin de satıldığını söyleyebilirim :) (bknz: yukarıdaki fotoğraf!)

Oradan tekrar eve ve İkea'ya...

Dedik ki (yani arabayı kullanan arkadaşım, bizi oraya götüren şahıs, çok değerli insan... -bu şekilde bahsetmezsem kendisinden çok bozuluyormuş!!!!) trafiğe girmeyip çevre yolundan gidelim. Oh ne ala! Kendimin kullanmadığı bir arabayla her türlü yola girebilirim, sorun yok!!! Çevre yoluna girdik. Yolu biraz uzatıp Elmadağ kayak merkezine uzaktan bir bakıverdik. Doğma büyüme bir Ankaralı olarak Elmadağ'a ilk defa gittiğimi söylesem bilmem şaşırır mısınız?

Şaşırmayın! Çünkü kayakla pek alakam yok benim. Kars'ta iki kış geçirip Sarıkamış'a sadece bir kere gittiğimi dersem daha iyi anlaşılır sanırım :) Pek kar yok Elmadağ'da, o yüzden kalabalık da değildi. Yol boyunca sıra sıra türkü evleri var, eh tabiyyy ki havası da şehre göre biraz daha soğuk :)

Neyse....

Derken geri dönüş ve Nata Vega'ya giriş.

Çok fazla birşey almadım İkea'dan. Biliyorsunuz uzun süredir bardak koleksiyonum için raf alma peşindeyim de bir türlü harekete geçememiştim. İşte bugün bunu başardım. Rafları şimdi paylaşmayacağım. Duvara monte edip, yerlerde sürülen bardaklarımı raflara dizip öyle göstereceğim sizlere :)

Tahta raf dışında birkaç birşey daha aldım;

İki tane plastik kutu/kova aldım. Mavi olan tekerlekli. Kırmızı olandan daha önce de almıştım. Ivır zıvır koymak için idealler! Mavi olan 14,99, kırmızı olan ise 4,99 TL.

İki tane yastık içi aldım yaptığım yastık yüzleri için. Biri zaten arkadaşıma gidecek. Fiyatı 5 TL. Ama öyle aman aman kabarık değil, yani içleri çok dolgulu değil. Ama benim yastık yüzlerimin de çok kullanım amaçlı değil de dekoratif amaçlı olduğunu düşünürsek eğer, bence amaca gayet uygunlar! Bir tane de mavi yastık aldım. Rengini çok beğendiğimden dolayı. Onun üzerine de birşeyler örüp aplike olarak kullanmak güzel olur diye düşündüm... :) 6,99 TL.

Bir de iki avuç dolusu taş aldım. Yakında Bodrum'a gideceğim ve aylarca orada kalacağım gerçeği gözönüne alınırsa bu yaptığım size mantıksız gelebilir, ki çok da doğrudur! Aldıktan sonra bana da bayağğğğğ bir saçma geldi ama neyse.... Almış bulundum! Fiyatı mı? 3,99 TL. Ama dikkatinizi çekerim 4 TL değil, 3,99. Bunlar önemli şeyler, göz ardı edilmemesi gerek...!

Sonracıııııııııma yemek yiyelim dedik. Bu aralar "yediklerime artık dikkat etmeliyim, ööööle yağlı şeyler yememeliyim" diye kendime öğütler verirkeneeğ, birden bire olabilecek en yağlı tavukları ısırırken buldum kendimi! Aferin bana! Çok prensipliyim, çooooooook.... Yarım litre kola da içtim üzerine...

Ama bitmedi, yooooook....

İpin ucu kaçtı ya, illa ki beşbin kaloriye tamamlamam gerek ya öğünümü, onun için bir de en tatlısından bir tatlı yemem gerek ya!

Hah! Onu da yaptım merak etmeyin :) Ama en azından üç kişi paylaştık sayılır tatlıyı, hatta sona kalan bir parçasını babama bile getirdim!!!

Tarçınlıydı yediğimiz. İnce rulo hamurları tahta merdanemsi şeylere dolayıp pişiriyorlar. Çıkınca da tahta merdaneyi içinden çıkarıp üzerine isteğinize göre tarçın, şeker parçaları, hindistan cevizi sürüp yine isteğe göre içine de beyaz veya kahverengi çikolata sürüyorlar! Ben (yani biz) tarçınlı+beyaz çikolatalıdan yedik.... Ama iyi ki de yedik! Yine olsa yine yerim valla :)

Yemediyseniz/bilmiyorsanız eğer yukarıdaki fotoğraftan belki anlayabilirsiniz nasıl birşey olduğunu. Konu mankeni kuzenimdir :) Bu arada belirteyim; çukulata değil, çukolata değil, çikulata değil, ÇİKOLATA!!! TDK'dan test edildi, onaylandı :)

Bu arada merak ediyorsanız eğer bu yazıyı yazarken aynı zamanda televizyonda da ne izlediğimi, hemmen söyleyeyim efenim.... Size pek sürpriz olmasa gerek, çünkü yine bir James Bond var. Bu defa ki Timothy Dalton'gilinkilerden!!! 1989 tarihli Öldürme Yetkisi (Licence to Kill). Merakınız çoktu değil mi? Biliyorum!!! :)

Daha önce yaptığım kolyelerden birini daha bugün ilk kez taktım. Hani deri ipe geçirdiğim. Ama ne yazık ki deri ip boya verirmiş, bilememişim. İçime giydiğim beyaz bluzumun yakası resmen siyah oldu! Gereken ders alındı, en kısa sürede daha uygun birşey bulunacak, kolye ucu oraya transfer edilecek ve kullanılmaya o şekilde devam edilecek!

Amanın!

Az kalsın unutuyordum.!

Bugünün en keyifli anlarından biri de Starbucks Ankara kupasını bulduğum andı. Tam aldıklarımızı arabaya koymaya gidiyorduk ki birden bire göz göze geldik kendisiyle! Çok sevindim, çooooook. Kasadaki etkili/yetkili şahsın dediğine göre epeydir piyasadaymış bu. Ama görmedim!!!

Nasıl görmedim?

Niye görmedim?

Bilemedim!

Fotoğrafta koleksiyonumun son halini görmektesiniz :)


Son birşey daha var göstermek istediğim...

O da Tchibo'dan kapı arkası (ya da dolap içi de olabilir) saklama sepetleri. Üç tane. Ama cırt cırtlarla birbirine ekleniyorlar. Yani isterseniz ikili veya tekli de kullanabiliyorsunuz. Ben şimdilik salonda koltuklara saçılmış halde bulunan yünleri koydum içerisine. Elbetteki her bir sepet en verimli şekilde değerlendirilecektir tarafımdan :)

İşteeeeeeee benden yine bu kadar!

Yarın Pazar, kuzenim gidiyor, hayatım yine eski rutinine dönüyor.

Ama şimdi başka bir telaşım olacak; raflarımın montesi ve bardaklarımın dizaynı! Sabırsızlıkla ben de sonucu merak ediyorum.

HerkeŞe çok güzel bir Pazar günü diliyorum... Sevdikleriniz yanınızda, sağlığınız yerinde, huzurla geçireceğiniz bir Pazar!

...Ve doğum günü olanların da şimdiden yeni yaşları kutlu olsun! Mutluluk hayatlarının ayrılmaz bir parçası olsun. İyi ki varlar... !!!

Kalın sağlıcak ile :)

İyi geceler...