7 Şubat 2012

SEVGİLİLER GÜNÜ KARTI - 1

Efenim yeniden merhaba...

Umarım herkes iyidir, sağlığı yerindedir. Ocak ayı da bitti, kaldı Şubat. Onu da atlattık mı ver eline bahar!

Gerçi geçen sene ki gibi olursa pek de bahar yaşayacakmışız gibi gelmiyor ya, neyse.... Ama olsun, umut işte :)

Hem şimdi sevinmemiz gereken daha yakın bir olay var: Sevgililer Günü!

Eeeeeee haliyle bu güne özel bazı atraksiyonlar da bulunmak da şart değil mi?! Hah işte bugün yapacağım kart da bununla ilgili. Aslında bildiğiniz kartlardan çok da farkı yok, birkaç kalp birkaç da sevgi sözcüğü ekledinizmi oldu size Sevgililer Günü kartı...

Bu arada farkettiğiniz üzere başlığın yanında "1" yazıyor, yani bu demektir ki birkaç gün içerisinde ikinci kartı da huzurlarınıza sunulacaktır :)

Neyse gelelim kartımıza, nasıl yapacağımıza...

Bu arada birşey belirtmek isterim, benim bu hobi işlerinde kullandığım bir sürü alet edavatım var, bir kısmını buradan bir kısmını da (ne şanslıyım ki) yurt dışından aldım. Ama bunları kullanırken yaptığım projelerde hep alternatifleriyle anlatmaya çalışıyorum. Yani elbette ki bunlardan sizin elinizde olmayabilir ya da daha iyileri olabilir. Daha iyileri varsa ne ala. Ama yoksa da baştan hemen elemeyin projeyi, en azından sonuna kadar okuyun. Mutlaka bir şekilde kendi elinizdekilerle de yapabilirsiniz. Genelde belirtmeye çalışıyorum "elinizde yoksa bu da olabilir" ya da "ben bununla yapıyorum ama siz bununla da yapabilirsiniz" gibi...

O yüzden "gerekli malzemeler" kısmını okuyup lütfen vazgeçmeyin, olur mu?

Gerekli Malzemeler:
-Çeşitli boylarda, renklerde, karton
-Bir parça kurdele
-Kalp şeklinde kesilmiş karton veya sünger kağıt (eva)
-Pritt türü yapıştırıcı
-Cetvel, kurşun kalem
-Makas, zigzag makas (surfle makası)





Hadi başlayalım...

Öncelikle kartın hangi büyüklükte olmasını istiyorsanız iki katı büyüklüğünde karton parçası kesin ve ikiye katlayın. Benim kestiğim kare biçimindeoldu, boyutları da yaklaşık 15X15cm. Ama isterseniz dikdörtgen ve hatta üçgen şeklinde bile yapabilirsiniz. Ben biraz fazla sayıda yapacağım ama buna karşılık elimde fazla karton olmadığı için kartın boyutlarını fazla büyük tutmadım...






Ardından hazırlayacağım karttan biraz daha küçük boyutlarda (mesela aklaşık 12X12cm kadar) farklı renkte bir karton daha kestim.

Bakınız aşağıdaki yeşil renkli karton.



Ve köşelerini çok sivri istemediğim için kestiğim ikinci kartonun, köşe şekilgeçiyle tuvarlak hale getirdim. Ben havalı olsun diye şekilgeç kullandım burada. Siz pekala makasla da aynı yuvarlaklığı verebilirsiniz efenim... Hani bendeki maksat şekilgeçim var, millet görsün hesabı...!

Ne yav bu şekilgeç, hiç de duymadım derseniz bu sayfama bakın derim den de!

Daha sonra kurdele parçasının üzerine kalplerimi yapıştırıcyla tutturdum. Ben burada sünger kağıttan daha önce kesilmiş olarak aldığım kalpleri kullandım.

Siz bunun yerine kağıttan, keçeden, kartondan ve ya örerek hazırlayacağınız kalpleri de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Seçenekler sonsuz. Boyları, renkleri tamamen size kalmış. Daha büyük bir kart hazırlıyorsanız eğer iki yerine üç hatta dört tane kalp de kullanabilirsiniz...

Bu arada eva ne, sünger kağıt ne derseniz eğer buraya tıklayın lütfen.

Ardından kalplerin arkasına da yapıştırıcı sürün ve ikinci kestiğiniz (kartınızdan daha küçük olan) kartonun yan kısmına doğru yapıştırın. İsterseniz tam ortasına da yapıştırabilirsiniz elbet...

Kurdelenin artan kısımlarını düzgünce kartın arkasına yapıştırın. Benim burada kullandığım ince kurdele yeni aldığım penye bir blüzden çıktı.

Hepinize denk gelmiştir mutlaka, bazı kıyafetlerin askıda durmalarını sağlamak ya da asmak için ince kurdeleler vardır içinde. Beni giydiğimde rahatsız ettiği için bunlar, bu tür kıyafetleri alır almaz yaptığım ilk iş bu kurdeleleri kesmektir.

Hah,işte siz de ben gibi biraz cinsseniz eğer kestiğiniz bu parçaları atmayın, toplayın bir yerde, sonra da böyle kullanın işte!

Ben bir de şu zigzag olayına bayılıyorum, özellikle de karton-kağıt projelerinde...

Burada da kartın açılan kağaını bu makasla şekillendirdim. Siz isterseniz eğer üç tarafını da kesebilirsiniz tabi ki. Ben sadece açılan kapağını kestim ki alttaki kısmın beyazı görünsün, olaya biraz hareket katsın...! (nasıl anlatım ama!). Ve tabii asıl kartımın da köşelerini biraz yuvarlaklaştırdım.

 Bu arada word'de günün mana ve önemine uygun olabilecek sözcükleri çeşitli yazı karakterleri kullanarak alt alta yazdım ve çıktısını aldım. Aşkın rengi kırmızıdır diyerekteeeen renkli çıktı aldım. Ammmaaaa sizin yazıcınız yoksa, ki bu gayet normal iki ay öncesine kadar benim de yoktu, hiiiiç sorun değil efenim, yazıcı yerine elinizi kullanırsınız. İster el yazısı, ister büyük harf ya da şablonla istediğiniz herşeyi ekleyebilirsiniz...

 

Sonrasında istediğiniz bir tanesini kesin. Gördüğünüz üzere ben yine sürfle makasını kullandım. Kestiğiniz parçayı daha önce kullandığınız kartonlardan farklı renkte bir kartona yapıştırın.



Ve o kartonu da yazınızın olduğu kağıdın yaklaşık yarımşar santim etrafından kesin.



Kestiğiniz bu parçayı kartınızın ön yüzünde istediğiniz bir yere yapıştırın. Ben sağ alt tarafı tercih ettim ama orta veya yukarı kısım da gaaaayet uygun olabilir...



Tam tamamdır kartım bitti, hazır derken içine de acaba birşey yapsam mı diye düşündüm ve yapmaya karar verdim.

Aynı "hep beni sev" yazısını hazırladığım şekilde düzenlediğim bir yazıyı kartımın içine de yapıştırdım. Aynı yazı karakterini kullandım ve kartın ön yüzündeki yazıya devam olabilecek bir yazı ekledim.

Siz bundan farklı bir sürü şey yapabilirsiniz; farklı yazı tipi, farklı renk, komik söz... Baktım ki kartın içi, dışının bir devamı oluyor o zaman kartın dışına yapıştırdığım kalplerden iki tane de kartın içine yapıştırdım.



İşte kartımın içinin son hali budur. Gidecek yeri çoktan belli bu kartın (ASLIIIIIIIIIIIIII...!).

Ama daha hazırlamam gereken o kadar çok kart var ki... Ben Sevgililer Gününün sadece sevgililer arasında değil de birbirini seven herkes arasında kutlanacağına inanan biri olduğum için, arkadaş, dost, aile içi..., o yüzden şimdi tam gaz başka kartlara da girişeceğim...




Dilerim sizin hayatınızda da böyle birşey hazırlayıp vermeyi düşünebileceğiniz en azından birkaç kişi vardır. Ve elbette sizi düşünen birileri... 

14 Şubat gelmeden hazırladığım diğer kartı da göstereceğim sizlere. Hatta yetiştirebilirsem eğer aklımda başka bir proje daha var.

Hayırlısı diyorum ve ekliyorum: SİZİ SEVİYORUM :)

Herşey gönlünüzce olsun. Hep gülün inşallah!


2 Şubat 2012

KOLAY KOLAY ÇOK KOLAY KOLYE YAPIMI...!


Merhaba efenim....

Daha başlığı bile yazarken anladım ki özlemişim birşeyler paylaşmayı buradan. Özlemesine özlemişim ama o aradaki bir ayı geçen tembelliği de pek üzerimden atamamışım!

İki gündür bilgisayar önümde ha şimdi ha sonra ha akşam, yarın derken anca şimdi oldu... Başladım ya, gerisi kolay!

Kolay demişken, yine kolay bir proje var bugün de. Hemen herkesin rahatlıkla yapabileceği ve elde kalmış boncukların değerlendirilebileceği bir proje. Ve tabiiiiyki başlamışken bir sürü yapılabilecek... Aşağıda resimlerini koyduklarımı ben bir oturuşta bir gecede yaptım, televizyonun başında pek de keyifli oldu. Bir kısmının arka klipsleri eksik ama o da zaten işin en kolay kısmı.
















Resimlerden de anladınız değil mi?

Tek yaptığım elimde kalmış devamı olmayan boncukları önce çiviye geçirip birbirleriyle zevkime göre eşleştirerek birbirine tutturmak. Hatta bazılarında fazla uygun boncuk olmadığından boncuk namına metal halka kullanarak kolyeyi istediğim uzunluğa getirdim.

Bu çok iyi bir taktiktir, bu halkalar bir sürü yerde kurtarıcı bana...! :)

Bunun için halkalı olan çivilerden kullanıyorum. Bunları dışarıda rahatlıkla bulabilirsiniz. Genelde gümüş, sarı, bakır, kahverengi renklerinde satılıyor ama ben renkli sevdiğim için halkalı çivilerimi de çoğunlukla kendim yapıyorum.

Nasıl yaptığımı daha önce paylaşmıştım, "bi bakayım" derseniz eğer burası yeridir efenim...


Başlayalım mı?...............

Eh hadi o zaman :)

Gerekli Malzemeler:

-Çeşitli boylarda, renklerde, cinslerde boncuk
-Yuvarlak başlıklı çivi
-Halka, klips
-Zincir
-Yuvarlak başlıklı pense, pense


Ben genelde elimde kalan, artan boncukları bir kutuda topluyorum. Renklerine göre de ayırıyorum
ki daha sonra herhangi bir boncuk lazım olduğunda en azından rengini bulmak için uğraşmayayım.

Bu arada bu resimde gördüğünüz gibi en az iki kutu dolusu daha elde kalmış boncuğum var! En az elli kolye çıkar bunlarla...!

Hele bir de boncukların arasında halka falan kullanırsam bu sayıyı rahatlıkla yüz yapabilirim :)




Dediğim gibi yuvarlak başlıklı çivilerimin en az yarısı benim üretimim.

Boş kaldığımda yapıyorum bolca, elimin altında oluyorlar. Birşey yapacağım zaman bana zaman kazandırıyor...


Zinciri genelde kolyelerin boynun arkasına gelen kısımları için kullanıyorum. Hem gömleğin ceketin altından potluk yapmıyor, hem de boncuğunuz az sayıda ise halka gibi zincirler de kurtarıcı oluyor. Hoş ben artık alıştığım için boncuk yeterli olsun ya da olamsın hep zincir kullanır oldum.

Bu tür yerlerde genelde hep kopmuş ya da başka birşeyden artmış olan küçük parça zincirleri kullanıyorum. Böylelikle hem yeni "elde kalan zincir" kutumu artırmıyorum tam tersine azaltıyorum. Ama siz isterseniz zincir kullanmayabilirsiniz de elbet.

...Ve halkalarım... Onları da tasnif ederek yerleştirdiğim için ne lazımsa pat diye bulabiliyorum, size de öyle yapmanızı tavsiye ederim efenim...





Gelelim kolyenin yapımına...

Öncelikle kullanacağınız boncukları seçip belirleyin. Bu kısım tammaaaaağmen size kalmış efenim, ne demişler; "zevk meselesi..."

(heh heeeee zevkler ve renkler tartışılmaz diyeceğimi sandınız değil mi? heh heeee!)

Benim seçtiklerim yandakiler. Farkedeceğiniz üzere birbirinden farklı boncuklar çoğu...

Bu arada farkettim ki boncuklardan bazılarının delikleri çok büyük. Ne yapabilirim derken hemen daha önceleri böyle durumlarda yaptığım şey geldi aklıma aklımı seveyim; şu metal kapak gibi olan şeylerden kullanmak!

Tam adını bilmiyorum, bir keresinde metal dantel gibi birşey dendiğini de duymuştum gibi...






Şu dantel kapaklardan elimde bir sürü vardı, takmışken bari sadece büyük delikli boncuklara değil de hepsine takayım dedim ve öyle yaptım.

İşte kolyenin artık çoğu bitti azı kaldı. Şimdi bana göre en keyifli kısmı başlıyor: halkalı çiviye tutturduğumuz boncukları birbirine eklemek...

Ben bunun için yine halka kullandım kolyenin rengine uyumlu olacak şekilde. Elbette ki siz isterseniz eğer veya elinizde halka yoksa doğrudan çivilerin halka kısımlarıyla da birbirine ekleyebilirsiniz boncukları.



Aşağıdaki kolyede boncukları birbirine çiviler vasıtasıyla ekledim, halka kullanmadım. Hem elimde yeterli sayıda boncuk vardı, hem de bu kolyenin çok uzun olmasını istemedim.


Ama bunda farkedeceksiniz ki boncukları birbirlerine oval şeklinde halkayla tutturdum. Tamamen sizin isteğinize ve zevkinize kalmış...

Kullanacağım halkaları da seçtikten sonra ekleme işlemine başlamadan önce hep yaptığım şeyi yaptım, halkaları gerekli şekilde açtım. Deneyin, size epey bir hız kazandırdığını farkedeceksiniz.



Halkaları nasıl açıp kapayacağınızı bilmiyorsanız eğer fazla zaiyat vermeden buraya bir bakın isterseniz derim...


İşte benim basit-kolay kolyemin son hali. Renkler tam benlik! Ve tam da bir yaz kolyesi!




Zinciri de ekledim mi iş tamam!

Klips koymaya gerek duymadım çünkü kolye boynumdan rahatlıkla çıkarıp takacak kadar uzun oldu, ne gerek şimdi klips takmaya uğraşmakla....

Boşa klips harcamaya da gerek yok hem!!!

Anladığınız üzere çok cimri bir günümdeyim bugün :)



Sizinki de bitti mi?

Efenim??? H

ah! Şimdi oldu... Takın takıştırın, çıkın dışarıya. Fazladan yaptığınız kolyeleri de hediye edin sevdiklerinize. Eminim kendi ellerinizle yaptığınız için de oldukça kıymete binecektir...

Güle güle kullanın efenim...

Yine bir Facebook alıntısıyla kapatıyorum bugünü de.

Aslında ne de doğru değil mi...?

Siz bu soruya cevap vermek için düşünürken bu sırada burayı tıklayın, bırakın son zamanlarda ennnn çok dinlediğim, dinlemekten bıkmadığım bu şarkı size eşlik etsin.


Herkesin hayatı kaçırmadığı, güzel, sağlıklı günleri olsun.

Kalın sağlıcak ilen...




27 Ocak 2012

MERHABA...! :)

Yine yeni yeniden merhaba...

Baktım da tam bir ay olmuş hiçbir şey yazmayalı paylaşmayalı... Halbuki şu "kağıt kutu yapımı"nı sanki dün yapmışım gibi...

Zaman çooook çabuk akıyor. Eskiden hatırlıyorum da günler geçmek bilmezdi; tatil gelmezdi, yılbaşı olmazdı, okul kapanmazdı, abim gelmezdi, doğumgünüme hep çok vardı... Ama şimdi? Doğumgünlerim sanki peşpeşe, kapanacak okul kalmadı, bana hergün tatil...

Ne yaptın derseniz eğer bu bir aylık süre içerisinde cevabım şöyle olacak; çok sevindiğim, keyifli vakitlerin yanısıra üzücü haberler de oldım ne yazık ki...

31 Aralık'ta şu meşhuuuur abim geldi Amerika'dan yılbaşı için. Çok güzel bir 2 hafta geçirdik birlikte. Bilen bilir, abim gelince konumumuz genelde "yapışık ikiz" şeklindedir bizim. Bu defa da yine öyle oldu. Boooool bol yedik-içtik-gezdik. Olan bana oldu tabi en az iki üç kilo eklemişimdir kendime. Bunu da hiç anlamam aylarca uğraş, spor-egzersiz, sonra bir bırak kısa sürede bütün emekler çöpe! Sinir oluyorum kendime...! Neyse.... Tabi abimin adresine siparişini verdiğim yeni şekilgeçlerim de kolleksiyonuma eklenmiş oldu. Merak etmeyin efenim, çok yakında onları da yeni projelerle tanıtacağımdır sizlere...

Abim buradayken çok çok çok sevdiğim bir arkadaşımın doğumgününü de birlikte kutladık. Hani hayatınızda "iyi ki var" dediğiniz bazı insanlar vardır ya, işte bu arkadaşım da onlardan biri. İyi ki
doğmuşsun Niibekim! :)

Abimin gidişinin ardından 6 günlük bir İstanbul maceram oldu. Tek kelimeyle süppppppperdi! Bir sürü fotoğraf çektim, uzuuuuun süredir görmediğim insanları gördüm, bol bol gezdim ve yine bol bol yedim içtim. Sonuç? Sanırım abimle yaptıklarımızdan pek farklı değil...! Garip bir havada geçti İstanbul gezim, bol karlı, güneşli, soğuk, ılık, elektrik kesintili... Ama hiç biri keyfimi bozmaya yetmedi. Hele çooook karlı bir günde Büyükadaya gidip Aya Yorgi'ye tırmanmak en güzeliydi :) Uzun süredir görmediğim teyzemi de gördüm, çok sevindim. İYİ Kİ GİTMİŞİM... İstanbul'a en son sanırım 2007 civarlarında gelmiştim. Bunca zaman neden bu kadar beklemişim, anlamadım, biraz da kızdım kendime. Ennnnn yakın zamanda tekrar gideceğim. Daha görülecek, gezilecek öyle çok şey var ki orada...

İnsanın yaşadığı şehirde deniz olması ne güzel birşey... Benim için deniz demek en az sekiz on saatlik araba yolculuğu demek, havaalanı-uçak demek, tatil demek, koca bir yıl boyunca beklemek demek, Bodrum demek. Ama burada insanlar işe gitmek için vapura binip denizden gidiyor! Ne kadar şanslılar, bilmiyorlar!!!

Derken İstanbul'daki güzel günler çabuk geçti, Ankara'ya döndüm. Dinleneyim, sonra da 3 haftalık programsız hayatımdan normal rutinime döneyim derken ne yazık ki gecenin bir vakti dayımı kaybettiğimizin haber geldi, sabahında apar topar Trabzona'a gittim. İnsan sevdiği birini kaybedince inanması gerçekten zor oluyormuş, anladım... 3 gün kaldım orada. Bir süredir görüşemediğim kuzenlerimi, onların çocuklarını gördüm ama keşke böyle bir nedenle bir araya gelmeseydik dedim kendi kendime. Ama giden gidiyor ne yazık ki... Temmuz ayında tekrar bir araya gelme sözüyle Pazar gecesi tekrar evime döndüm ve işte şimdi de bilgisayarımın başındayım.

Demek isterdim ki bu bir aylık süre zarfında bir sürü proje biriktirdim paylaşmak için ama mooolesef, gayet tembeldim, ne birşey düşündüm ne de planladım!!! Allahtan yeni şekilgeçlerim var, onlarla işe girişeceğim!!!

Örme kar tanelerim vardı ya güüüüüya yılbaşından önce yapımını anlatacağımı taahhüt ettiğim ama ne yazık ki yetiştiremediğim, önümüzdeki yılbaşına inşallah.

Bu arada teyzemdeyken bir kitap geçti elime, Vatan Gazetesi vermiş kuponla. Tığ kitabı ama anlatımlar, terimler hep Türkçe. Hemen kopyaladım bir kısmını, bundan sonraki tığ projelerimde yardımcı olacağına eminim...

Yokluğumda (!) beni merak edip iyi olup olmadığımı soranlar olmuş. Ama çok teşekkür ederim ki ben onlara...! Tanımadığınız birilerinin sizi sorması ne de güzel bir duyguymuş, anladım... :) 


Bu arada Ankara şu an bembeyaz. Sabah başlayan kar aralıksız devam ediyor. Tabi bu cümlenin anlamlı bir hal alması ve ne kadar kar yağmış olduğunun anlaşılabilmesi için şu anın saatini de vermem gerektiğinin elbetteki farkındayım efenim...! Saat akşam 18:58 ve kar sabah saat sekizbuçuk-dokuz civarlarında başlamıştı. Yarın nasıl olacak, ciddi merak içerisindeyim. "Bekle de gör" dediğinizi duyar gibiyim, ben de zaten öyle yapacağım.

Yukarıdaki fotoğrafı bugün bir arkadaşım çekmiş. Haksız mıyım sizce yarının nasıl olacağını merak etmekle???   :)

Neyse.... Benden bu kadar şimdilik bu kadar. En yakın zamanda görüşmek üzere diyor, facebbok'da paylaşılan bir espriyle bugünü bitiriyorum efenim.

Siz hangi gruptan sınız??? :)))

Kalın esenlik ilen...